etiket bulutu
bağlantılar
iletişim
Bir çok kişinin farkında olmadığı, ancak içine düştüğünüzde çıkması çok ama çok zor olan bir problem yaşıyorum 2004 yılından beri. Burada bu soruna yer vermemin sebebi de benim yaşadıklarımı mümkünse kimsenin yaşamaması ama yaşarsa da hem başına gelecekleri bilmesi, hem de (hala yaşıyor olsam da) nasıl kurtulunabileceğiyle ilgili yaşadıklarımı aktarmak.
Işık Üniversitesi 2004 yılında Vakıflar Bankası (o zamanlar ismi VakıfBank olmamıştı) ile çalışıyordu. Dolayısıyla okulun herhangi bir yerinde finansla ilgili stand açacak olursa bu, muhakkak VakıfBank'ın oluyordu. Ayrıyetten tüm para işlemleri (örneğin yurt ücreti) yine buradan yürütülüyordu. O zamanlar kredi kartları üniversite gençliğine yeni yeni ulaşıyordu ve kart almak "benim de bir tane olsun" tadında ilerliyordu. Dolayısıyla standa uğrayıp Galatasaray'lı olanından aldığımı hatırlıyorum. Limiti oldukça düşük olan bu kartı uzunca bir süre kullandım ve o zamanlar öğrenci olduğumdan gelen hesabı babam ödüyordu. Sorumsuz üniversite öğrencisi ne yapar? Limitini sonuna kadar harcar ve ay sonunda babadan kaçar. Ben de ...
Bildiğiniz gibi bugünlerde Süper Final heyecanı yaşanıyor ve herkes (hele ki şike, hiç olmadığı kadar gündemdeyken) kimin şampiyon olacağını merak ediyor. Bugün işten dönerken, Galatasaray - Trabzonspor maçını radyodan takip etmek için maçın yayınlandığı kanalı aramaya başladım. Aklıma direk olarak bir radyo gelmediği için tek tek frekansları denemeye başladım. Küçükken babamın AM frekanslarından maç dinlediğini hep garipsemişimdir (FM varken insan neden AM frekanslara ihtiyaç duyar ki?) ama herhalde nostaljik bir hava yaratayım diye - biraz da hala yayın yapılıyor mu diye meraktan - onları da denemeye başladım.
Devre arasına denk geldiğim için radyo yayınını ancak (eve gelmek üzereyken) NTV Spor'da yakalayabildim. Bu denemelerim esnasında ne kadar çok dinci radyo olduğunu farketme imkanım oldu. AM frekanslarının neredeyse tamamı dinci radyolarla dolmuş. Arada yabancı (rumca ve sanırım rusça) radyoların da çektiğini gördüm ama daha çok arapça radyolar vardı. FM frekanslarındaysa müzik çalan radyolar azınlık olmuş desem abartmış olmam.
zemzemfm nedir ya? Bunları insan nasıl ...
Dört bir yanında deniz, envai çeşit dere, göl vs. olmasına rağmen; neredeyse içinde sadece Eymir Gölü olan Ankara'da balığın, İstanbul'dan daha ucuz olduğunu biliyor muydunuz? İstanbul'da bir halk pazarında, deniz kenarındaki balık ekmek satıcılarında bulamadığınız kaliteyi Ankara'nın göbeğinde bulmak; Migros vs. pek çok toptancıda satılan balığın İstanbul'un yarı fiyatı olduğunu görmek doğma büyüme İstanbul'lu biri için hazmetmesi çok kolay olmayan bir şey. İstanbul'da (hatta Türkiye'de) hazmetmesi zor olan şeyler saymakla bitmez elbet. Peki varoluşundan mutluluk duyduğunuz eskiyi de kaybetmek?
Yaklaşık 3 sene önce zeitin'deki arkadaşlarımızla keşfettiğimiz Rumelikavağı'ndaki bir balıkçı barakasında aldığım keyfi, başka hiç bir yerde alamamıştım. Zira "Salaş Balıkçı" dediğimiz bu yerdeki amcalar öylesine samimi, öylesine iyiydiler ki hiç bir şey gözünüze kötü ya da kalitesiz gelmiyor öyle dahi olsa. Rumelikavağı ve Sarıyer'in eşsiz manzarası eşliğinde, denize sıfır konumda, bir masada oturarak balığınızı yiyebiliyor; hemen yanıbaşınızda, balıkçıların "İstanbul ...
