etiket bulutu
bağlantılar
iletişim
Bugün ofisteki son bir saatimi dünkü Sade Vatandaş'ı izleyerek geçirdim. Ağlamamak için zor tuttum kendimi yer yer... Hiç tanımadığım biri dahi olsa genç bir arkadaşımın dağda kaybolarak ölmesi inanılmaz acı verici bir şey... Daha da kötüsü bu arkadaşımızın ölümünün arkasındaki ihmaller zincirini umursamadan yaşamımıza devam edecek oluşumuz...
Ümit'in başına gelenler sürekli dağa gidip geldiğimiz için benim ya da bir başka arkadaşımın başına gelebilirdi. Kaldı ki bu durum yalnızca Uludağ'a has bir şey değil; Kartalkaya'da da benzer durumlar söz konusu... Olur da pist dışı bir alanda kayarsanız tamamen başınıza geleceklerden siz sorumlusunuz ve kaderinizle başbaşasınız. Askerlerin cep telefonuyla haberleşiyor olması (Şile'deki jandarma da GBT kontrolünü cep telefonuyla bilgilerimizi okuyarak yapıyordu - polisin PDA'sı askere henüz ulaşamamış!), hiç bir sağlık ekibinin bulunmuyor oluşu, telefon operatörünün jandarma istemesine rağmen yer bilgisini vermemesine sebep olan bir bürokrasiye sahip oluşumuz (savcıların bile siyasileştiğinin tartışıldığı bir ülkede yer bilgisini almanın da ...
Terakki yıllarında okuldan Uludağ ya da Kartalkaya'ya doğru yola çıkmaya hazırlanan otobüsleri kıskanır gidemediğim ve göndermedikleri için aileme kızardım. Seneler sonra annemin beni destekleyip bizzat göndereceğini, üstüne de kendime ait bir snowboard'um olmasını sağladığı için şaşırıyor ve minnettar oluyorum. Sabretmek lazımmış bir şeyler için gerçekten de..
Snowboard ile tanışmam geçen sene oldu aslında.. Geçen sene kiralık bir board kullanırken bir sürü sorun yaşadım. (kelepçelerim kırıldı, eksik vidalar yüzünden ayaklarım oynuyordu vs) Bunları anneme anlatınca sezon sonunda kendime ait bir snowboard'um olmuştu. Sezon sonu olduğu için kullanabilmek için bir sene kadar beklemek zorunda kalmıştım. Beklemem Aralık 2007'de sona ermişti ve Parkyeri'ndeki çalışma arkadaşlarımla birlikte arabalarla günübirlik Uludağ'a gitmiştik. O günden sonra içimde öyle bir istek (ya da aşk mı desek?) başladı ki aklım fikrim bir ...
2005 yılında hayatımda çok isteyip de ancak gidebildiğim Uludağ'dan sonra kayağın hayatıma böylesine gireceğini, bir şeyi bu kadar isteyeceğimi asla düşünmemiştim. O sene en yakın arkadaşlarımın kayak yapıyor olması ve benim de snowboard'dan korkuyor olmam dolayısıyla kayak ile başlamıştım kaymaya.. Çok kolay öğrenmiş olmam beni bile şaşırtmıştı çünkü son günlerde slaloma bile başlamıştım.
2006 ise "kendimi geliştireceğim" edasıyla gittim ve bir anlık gaz ile snowboard yapacağım dedim. İyiki de demişim..! Çünkü snowboard'a resmen aşık oldum. Hayatımda bana bu kadar çok zevk veren pek az şey biliyorum. Bahsedilen özgürlük hissini çok rahat anlıyorsunuz. Snowboard'la ilgili bir şeyler okumak, Youtube'da video'ları izlemek benim için vazgeçilmez bir şey sanki.... Eh, bu kadar anlatan adam ne yapar ? Sezon bitince gidip kendi snowboard'umu aldım. Sanırım Mart ayıydı. E tabii parasızlıktan bir daha gidemeyince 7-8 ay yattı board.. Aylardır ona odama her gidişimde garip bir hüzünle bakıyordum "ne zaman ...
