istanbul'da trafik (Arzu Kayhan)Aylardır bu yazıyı yazmak için bir fırsat kolluyordum. Aslında yolda giderken resim ya da video çekerek olayı daha da iyi anlatmayı istiyordum ancak araba kullanırken tehlikeli olacağı için maalesef yapamadım.

Özellikle İstanbul’da trafiğin ne durumda olduğunu, insanların nasıl araba kullandığını sanırım anlatmama gerek yok. Belki trafiğin verdiği bıkkınlık ve sıkıntıdan ya da artık yasalara uymamanın verdiği alışkanlıklarımızdan kurallara uyan maalesef bir kişi bile yok.. Kırmızı ışıkta geçmek mi dersiniz, şerit ihlali mi dersiniz, geçiş üstünlüğü mü dersiniz, ters girmek ya da girilmemesi gereken yollara girmek mi dersiniz….. Daha tonlarca kuralı ihlal etmek artık yaşamımızın bir parçası olmuş sanki.. Bu yanlışlara sadece araç kullanan sürücüler değil, yayalar da kırmızı ışıkta geçerek ortak oluyorlar. Araçlara yeşil yandığı halde, yolcuların bu duruma aldırmadan yola atlıyor oluşu bir çok durumda trafiği aksatıyor ve içinden çıkılması daha da zor bir hale getiriyor. Tabii bu kimin umurunda ?

İstanbul trafiğine çıkan sürücülerin bambaşka bir hastalığı var: “Sol şerit manyaklığı“.. Bir dahaki yolculuğunuzda eğer araç kullanıyorsanız dikkat edin.. Sol şerit doluyken ve en yüksek hız olarak 60-80 km arası bir hızla giderken, sağ şerit bomboş oluyor ve dilerseniz buradan 100-120 km hızla geçip gidebiliyorsunuz. Hayır; emniyet şeridinden bahsetmiyorum..! İnanılmaz bir durum bu…..

İş çıkış saatlerimi yollar boş olduğu için özellikle geç saatlere ayarlıyorum. Eğer özel bir durum yoksa oldukça hızlı ve rahat bir şekilde evime yaklaşık 20 dk’da ulaşıyorum Şişli’den.. Fakat öyle durumlar oluyor ki kafayı yemek elde değil.. Müziği açmış, keyifli bir şekilde bağıra çağıra söylüyorsunuz. Keyifli bir şekilde 100-120 arası hızlarla ilerlerken, önünüze bir anda çıkan araç sayesinde yavaşlamak zorunda kalıyorsunuz. Sol şerittesinizdir ve o araç yaklaşık 60-70 km arası hızlarla gidiyordur. Sinirlenir, sabırla yol vermesi için bekler, arada sırada selektör yakarsınız ama nafiledir. Mecburen sağ şeritlere yönelir ve yola devam edersiniz. Eğer kavgacı (ya da mücadeleci) bir kişiliğe sahipseniz korna ve selektör karışımından bir demet sunarak öndekini yıldırabilirsiniz. Böyle şeylere hiç gerek yok oysa ki….. Zira en sağ şerit bomboş bir şekilde size hizmet vermek için can atmaktadır. En sağa geçin ve keyifle kullanın….

Karayolları uzun süredir İstanbul trafiğini rahatlatacak çözümler arıyormuş.. Ben buradan onlara seslenmek istiyorum. İstanbul trafiğini İngiliz usülü tersten akıtalım..! En azından yukarıda anlattığım senaryo daha mantıklı bir hal alır o zaman..

Şaka bir yana bir günlük akımı vs. bir şeyler başlatmak lazım… İnsanlara sol şeridin yalnızca sollamak için kullanılması gerektiğini, yavaş gidilmek isteniyorsa mümkün olduğunca sağ şeritlerin tercih edilmesi gerektiğini anlatmak gerekiyor. Ayrıca selektör yakmanın kötü bir şey olmadığını, yol almanın Türkçe’si olan öndekini sıkıştırmak ve kornayı sonuna kadar bağırtmaktan daha kibar bir yol olduğunu da özellikle belirtmek gerek..! Yoksa son model cipiyle sol şeride geçip, Allah’ın bir diğer nimeti olan teknoloji harikası telefonu ile keyifli keyifli konuşup 40 km. hızla giden, arada sırada yanındaki orta yaşlarında olan (kokoş) hatuna karizmatik gülüşler atan amcaların katili olacağım.

Yukarıdaki fotoğraf Arzu Kayhan tarafından çekilmiş olup, “Driving through both sides” ismiyle Creative Commons lisansı kullanılarak yayınlanmaktadır.