9 Haziran 2008, Saat: 00:53 @ Tags: Açık Kaynak, Arch Linux, bilişim, Django, Hayat, Internet, Linux, Özgür Yazılım, parkyeri, Teknoloji, Türkiye
Geçtiğimiz günlerde Samed BEYRİBEY‘in gönderdiği bir e-posta ile Türkiye’de bir Arch Linux” href=”http://www.archlinux.org” target=”_blank”>Arch Linux topluluğu kurma hayalinde yalnız olmadığımı farkettim. Samed işi ciddiye alıyordu ki bize e-posta atmadan önce http://www.archlinuxtr.org adresini satın aldığı bir VPS’e yönlendirmişti bile..!
Başlangıçta kendi sitemize sahip olma, forum açma vb. adımlara karşı olsam da bugün bir kez daha konuşunca bir çok konuda anlaştığımızı farkettim Samed’le.. Yukarıda adresini verdiğim http://www.archlinuxtr.org adresinde duyurularımızın, iletişim bilgilerimizin (#archlinux.tr@freenode ve e-posta listemiz) yer almasına karar verdik. Sunucuyu ise SVN ve Trac ile kullanarak dağıtıma katkıda bulunacak, yaptığımız şeyleri kontrol altında tutacağız. Forum olarak Arch Linux’un forumları gayet yeterli olacaktır zaten.. Bunun yanısıra bizimle iletişime geçmek isteyenlerin de herhangi bir sıkıntı yaşayacaklarını düşünmüyoruz.
Konuyu raptiye’de nasıl yazacağımı düşünürken aklıma yukarıdaki kısaltmalar geldi. ALT (Arch Linux Türkiye) ya da TALK (Türk Arch Linux Kullanıcıları) kısaltmaları oldukça hoş gibi…
Uzun zamandır Arch Linux’da geliştirici olmak istiyordum. Bugünlerde Linux-VServer ile haşır neşir olurken util-vserver adlı paketin depolarda ve AUR’da yer almadığını görünce paketini yapmaya karar verdim. Wiki’de bu konuyla ilgili hiç bir belge olmadığından kendim öğrenirken yaptığım adımları da tek tek yazmaya başladım. Sırada bu yazıyı Türkçe’ye kazandırmak var. Kısaca ilk katkılarımı yapmaya başlamış oldum.
Bu arada Django ve Python ile yazdığım raptiye’yi Mayıs ayında yetiştirerek sitenin dönüm yılında açılış yapmak istiyordum ancak yapılması gereken henüz bir sürü iş var. Yine de ana sayfanın ve günlük kısımlarının neredeyse tamamlandığını söyleyebilirim. Şu sıralar kullanıcı profiliyle uğraşıyorum. Yeni raptiye’nin gravatar desteği olacağını da ekleyeyim. Bu aralar site üyelik veritabanını OpenID ile kullanmayı da düşünmeye başladım. Bana ekstra yük getireceğinden projenin bir sonraki fazında böyle bir şey yapabilirim. Proje tamamlandığında kodlarını da bir süre sonra açacağım; isteyenler faydalanabilecekler.
Söylemeden edemeyeceğim. Parkyeri olarak geçtiğimiz ay büyük özverilerle çalışıp yeni ÇalarkenDinlet‘in bu ay başında hizmete geçmesini sağladık. Sanırım yarın akşam bu başarıyı kutluyor olacağız boğazda.. Aramıza yeni katılan ve 16 Haziran’dan itibaren gelmeye başlayacak stajyer arkadaşlarımızla birlikte önümüzde daha kalabalık ve daha güzel bir dönem var diye düşünüyorum. Gelişmeleri yazmaya devam edeceğim.
7 Yorum »
Bugün ilk kez kendi oyun konsolumu almak için D&R’a gittim. Amacım Nintendo Wii almaktı. D&R’dan almamdaki en büyük sebep nakit ödemelerde 599 YTL’ye satıyor olmalarıydı. Yakın olduğu için Bakırköy’deki Capacity Alışveriş Merkezi’ne giderek D&R’a girdim ancak 599 YTL’lik paket ellerinde kalmamış. Kız arkadaşımla birlikte Sinema Kulübü’ne yeni monitör almak için Electro World’e gitmeye karar verdik. Girişte Wii’nin 599 YTL’ye satıldığını görünce başka yere gitmeye gerek kalmadığı için sevinerek içeri daldım. Kısa bir süre sonra elimde Nintendo Wii, koskoca LCD monitör ve Canon marka bir DVD kamera ile kasaya gittim. Electro World ve MediaMarkt ile ilgili bir kaç tespitimi yazayım hemen:
- Bir kere müşteriye bir güvensizlik ortamı söz konusu.. Sürekli etrafta birilerinin sizi gözlediğini farkediyorsunuz.
- Vatan Bilgisayar, Gold vb. mağazalardaki ferahlık buralarda yok. Daha bir kapalı sanki alan…. IKEA gibi tek bir yönde dolaşıyor gibisiniz sanki..
- Normal şartlarda, örneğin Vatan Bilgisayar’da, ürünü alıp direk kasaya gitmeniz yeterli.. Tüm işlemleriniz orada yapılır ve ürünü teslim alırsınız. Buralarda ise ürünü aldıktan sonra garanti belgesi için bir takım işlemler yapmanız gerekebilir. Ürünü ilk siz açmak istiyorken tanımadığınız birileri sizin yerinize ürünü açıp kutudaki düzenin içine etmekte sakınca görmez.
- Electro World’de araba yok. Ağır ya da hafif; aldığınız tüm ürünleri elinizde ya da size verilen (ve aldıklarınızın daha da ağırlaşmasını sağlayan) sepetlerde taşımak zorundasınız.
- Bir çok ürün orada teşhir ediliyor ve çoğu zaman ellerinde yalnızca teşhir ürünü kalmış oluyor.
- İlgilendiğiniz bir ürünü almak istediğinizde hele ki o ürün cam arkasındaysa en az yarım saatiniz gitti demektir. Zira etrafta sizinle ilgilenecek birini bulmanız imkansız gibi… Bulsanız dahi o kişi sizinle ilgilenmemek için elinden geleni yapacaktır.
Gelelim bugün başımdan geçen şeye… Ürünleri alıp kasaya gittim. Ödemeyi yaptıktan sonra Merve, kamerayı garanti belgeleri için aldığı standa götürdü. Buradaki arkadaş ürünün kutusunu açıp belgelerle ilgili işlemleri yapmış. Oysa biz kameranın kutusunu yalnızca Maraton’da kazanan arkadaşın açmasını tercih ederdik. Tahminen o arkadaş da aynısını tercih ederdi.
Wii ve monitör için “kasada bir şey söylenmeyince”, bilinçli kullanıcı hesabı, garanti belgeleri için bir şey yapıp yapmamam gerektiğini söyledim. Kasadaki asık suratlı bayan merdivenin altına gitmem gerektiğini söyledi. Mağazanın içine tekrar girerek bahsettiği yere gittim. Müşteri Hizmetleri’nde tek tabanca takılan bir ablamız mağazanın dışa bakan tarafındaki müşterilerle uğraşıyor, arada da bana boş boş bakıyordu. Ne yapmam gerektiğini sorunca nihayet lütfedip iç tarafta benim bulunduğum masaya hizmet etmediklerini söyledi. “Keşke baştan söyleseydiniz” diyerek mağazanın dışına çıkarak benden önce gelen 1 kişinin yanına geçtim. Sıra bana gelince kutuları açıp darmadağın ettikten sonra 2-3 parça kağıdı alıp imzaladılar ve kaşelediler. Özellikle Wii’yi ilk açan ben olmak istediğimden sinirlenip bu prosedürün gerçekten gerekli olup olmadığını sordum. Gerekli olmadığını, gelmeseydim de bir şey olmayacağını söylediler. LCD monitörün bazı aparatlarını sığdıramayarak Wii’ye ait torbaya atmalarını da sindirerek çıkıp eve geldim. Evde ise beni bir skandal bekliyordu.
Wii’yi açtığımda elime ilk gelen şarj cihazı oldu. Ancak dikkatimi daha görür görmez çeken şey şarj cihazının pisliği ve düzensizliği oldu. Korkuyla diğer aparatları da açmaya başladım. Wii’yi elime aldığımda gözlerime inanamadım. Ürünün üzeri çiziklerle ve siyah lekelerle doluydu. Wii Sports CD’si çizilmişti. Oyun çubukları ve özellikle kullanılan ana çubuğun kola bağlamak için kullanılan ipi gri olması gerekirken neredeyse simsiyahtı..! Bembeyaz olması gereken oyun çubuğu çizikler içinde ve simsiyahtı.. Çıldırmamak elde değil… Gidip kutusu kapalı, üzerinde alarm zımbırtısı olan kutuyu ellerimle seçiyorum ve içinden ciddi anlamda içine sıçılmış bir teşhir ürünü çıkıyor…!!!
Electro World’ün sitesinden durumla ilgili şikayette bulundum. Yarın da ilk iş olarak mağazaya gidip aldığım ürünü geri iade edip yenisini alacağım. Lütfen Electro World’den alışveriş etmeyin. Edecekseniz de alacağınız ürünü mutlaka açıp kontrol edin, başkalarının kurcalamasına izin vermeyin.
14 Yorum »
3 Mayıs 2008 Cumartesi günü, İTÜ Maçka Kampüsü’nde ilki gerçekleştirilen e-Fikrim günü genel olarak başarılı bir etkinlik oldu. Konuşmacı olarak davet edilmiş firmalar: gittigidiyor, nokta aş, yemeksepeti, uzmantv.com, tio, botego, pilli network, e-bebek.com, haber.gen.tr, kurumsalhaberler.com, itü sözlük ve e-mbrio..
Etkinliğin 2. bölümünün başında paneli yöneten ve İTÜ’de yarı zamanlı e-ticaret dersleri veren hocamızın sorduğu “0 maliyetle para kazandıran proje yapmak mümkün mü ?” (yaklaşık böyle bir şeydi) sorusuna konuşmacıların verdiği cevabı yaklaşık 10 dk.’lık bir video ile görüntüledim. Etkinliğe katılamamış arkadaşlar için de yararlı olacağını düşünüyorum.
Yorum Yok »
Bugün yeni bilgisayar vs. diye iç geçirip (kendiminkinden umudumu kestim sanırım) Google Reader‘ı karıştırırken, Volkan‘ın t’infection’daki yazısında, Facebook’ta F Klavye grubu açtığını öğrendim. Böyle bir girişimin ne kadar doğru bir adım olduğunu düşünürken kendimi bir anda F klavye hakkında yazılar okurken buldum. Volkan, t’infection’da bu konuya gerçekten hakkını vermiş. Şu anda neredeyse en kapsamlı site onunki diyebilirim bu konu hakkında..
Türkçe konusunda hassas olduğum halde, bir anda F klavye konusunun şu ana kadar es geçtiğim önemli bir konu olduğunu farkettim. F klavyenin başka milletler için yapılmış versiyonları olduğunu sanıyor olmam gibi neden Q klavye yerine F klavye kullanacağımıza da bir türlü anlam veremiyordum. Meğer F klavye, bilimsel bir çalışmanın ardından Türkiye’de (üstelik Türk Standartları Enstitüsü tarafından) kabul edilmiş ve bir süre kullanılmış. Sonra ne olduysa olmuş ve şu anda F klavye bulmak neredeyse imkansız..! Bilişimin, bilgisayarın hayatımızda bu denli önemli olmaya başladığı bu günlerde böyle bir konuyu atlamamız bence bizim büyük bir ayıbımız.. Zira F klavye, tamamen verimimizi artırmak üzere tasarlanmış bir alet.. Bu arada yine bir Türkçe katliamını önlemek için F klavyenin okunurken “EF” şeklinde değil, “FE” şeklinde okunduğunu belirtmek istiyorum.
(more…)
11 Yorum »
2 Mayıs 2008, Saat: 12:39 @ Tags: Açık Kaynak, Linux, Özgür Yazılım, Teknoloji
Başlık biraz aldatıcı oldu; farkındayım. Bugün Google Reader‘da dolanırken bir günlük girdisinde video ve ses işlemek için kullanılan 2 program gördüm. Linux’un bu konuda artık güzel uygulamalarla geliyor oluşu beni mutlu ediyor.. Ses düzenleme için artık Audacity’e mecbur değiliz sanırım.. (önceden de değildik gerçi..)
Jokosher adlı yazılım, görünüm olarak Audacity’e oldukça benziyor. Müzik kaydı, podcast gibi özelliklerle birlikte gördüğüm kadarıyla (deneme şansım şu an için yok - malum kendi bilgisayarım hala yok.. :() Audacity’nin sağladığı tüm işlevleri sağlayabiliyor.
Video işlemek için kullanılan PiTiVi‘yi eskiden beri biliyordum ancak bugün nasıl olmuş diye ekran görüntülerine bakarken MP4, WMV gibi dosya biçimlerini de sorunsuzca işleyebildiğini gördüm. Ne zaman böyle şeyleri denemeye kalksam illa bir yerlerde çakılıp kalıyorlardı. Bilgisayarımı aldığımda ikisini de kurup daha detaylı olarak inceleyeceğim.
Yorum Yok »
|