Parkyeri LogoYazmayalı bir hayli zaman olmuş.. :) Neden böyle bilmiyorum sanırım eskisi kadar yazmaya istekli değilim ya da yazacak bir şey bulamıyorum diyelim. Aslında Türkiye’deki gelişmelerle ilgili bir şeyler yazmak istiyorum ama ben düşüncelerimi söylesem de bir şeyler değişmiyor; değişmeyecek de… Bıktım açıkcası… Bu ülkede birbirinin kuyusunu kazmaya bu kadar meraklı insan oldukça, hala çağdışı düşüncelere sahip dinci kişilikler oldukça biz daha çok Fazıl Say’lar kaybederiz. Fazıl Say, düşündüğü şeylerde yalnız değil. Ben ve bir çok arkadaşım da aynı yol ayrımından sayısız kez geçiyoruz; bu gidişle geçmeye de devam edeceğiz. Neyse konu bu değildi zaten….

(more…)

tunix on board2005 yılında hayatımda çok isteyip de ancak gidebildiğim Uludağ’dan sonra kayağın hayatıma böylesine gireceğini, bir şeyi bu kadar isteyeceğimi asla düşünmemiştim. O sene en yakın arkadaşlarımın kayak yapıyor olması ve benim de snowboard’dan korkuyor olmam dolayısıyla kayak ile başlamıştım kaymaya.. Çok kolay öğrenmiş olmam beni bile şaşırtmıştı çünkü son günlerde slaloma bile başlamıştım.

2006 ise “kendimi geliştireceğim” edasıyla gittim ve bir anlık gaz ile snowboard yapacağım dedim. İyiki de demişim..! Çünkü snowboard’a resmen aşık oldum. Hayatımda bana bu kadar çok zevk veren pek az şey biliyorum. Bahsedilen özgürlük hissini çok rahat anlıyorsunuz. Snowboard’la ilgili bir şeyler okumak, Youtube’da video’ları izlemek benim için vazgeçilmez bir şey sanki…. Eh, bu kadar anlatan adam ne yapar ? Sezon bitince gidip kendi snowboard’umu aldım. Sanırım Mart ayıydı. E tabii parasızlıktan bir daha gidemeyince 7-8 ay yattı board.. Aylardır ona odama her gidişimde garip bir hüzünle bakıyordum “ne zaman gelecek şu günler” diye.. Ve nihayet kış kendini göstermeye başladı. Önceki hafta Facebook’taki Only Snowboard grubu sezonu Uludağ’da açtı. Arabam olduğu halde şehir dışı yasağım olduğundan maalesef gidemedim; götürecek biri de bulamayınca… Bana da geceleri oturup nasıl kaydıklarını, nasıl eğlendiklerini izlemek kalmıştı. Dedim “tamam! bu Pazar kesin gidiyorum..!”.. Şans o ki; tüm arkadaşlarım da prensip sahibi çıktılar. :) Hepsi ağız birliği yapmış gibi önümüzdeki hafta gerçekleşmesi beklenen Kartalkaya’nın açılışını bekliyor. Bir gaz olan benim herhalde.. Kafama koyduğum için gidecek insanları soruşturmaya başladım ve şansa çok yakınımda; Parkyeri‘nden Giray Abi’nin de gitmeyi düşündüğünü öğrendim.

(more…)

Free Image Hosting at www.ImageShack.us Dün canım sıkılınca uzun zamandır yapmak istediğim bir şeyi yapıp masaüstümün görüntüsünü değiştireyim dedim. Sizin de beğeneceğinizi umuyorum. Aslında XGL ya da Beryl yeterince kararlı ve iyi olsalardı bir de onları ekleyip, kiba-dock yapmak istiyordum. Bilmeyenler için kiba-dock Mac OS X’te alttaki o meşhur hareket eden barın 3D özelliklerle biraz geliştirilmiş (hatta abartılmış) hali diyebiliriz. Onun yanında biraz da widget fena olmazdı hani :) Saydıklarımın arasında sanırım en bilindik olanı Beryl. Çünkü dergiler, Youtube vb. yerlerde “Linux masaüstü akıllara zarar” tarzı başlıklar gördüğünüzde %99 Beryl’den bahsediyor diyebilirsiniz. digg.com ve bildirgec.org’da sık sık Beryl’ye eklenen yeni efektlerden bahseden yazılar bulabilirsiniz. Bence Beryl’nin alması gereken daha çok yol var. Oldukça karışık bir ayar penceresi, her donanımda düzgün sonuçlar verememesi ilk sayabileceklerim arasında. XGL ise tam tersi bir çok donanımda sorunsuz çalışıyor ve ayar penceresi yok. :) Bir diğer kötü yanı ise kararsız oluşu.. Beryl’i beğensem de, benim bilgisayarımda sürünürcesine performans gösteriyor. XGL, oldukça iyi çalışmasına rağmen hataları yüzünden canımdan bezdiriyor. Sonuç ? İkisini de kullanmıyorum.. ;-) (more…)