Şu aralar Raptiye.Org’u baştan yazmaya çalışıyorum. Mayıs 2005′te günlüğü açmışım. Aslında sitenin yayınına başlaması daha da öncelere dayanıyor. Alan adı kayıtlarına göre 16 Şubat 2004 oluyormuş bu tarih.. Günlüğün açıldığı tarihin yıl dönümünde; yani önümüzdeki ay siteyi yeni haliyle açmayı düşünüyordum. Ancak yoğunluk nedeniyle sarkacak sanırım… Yine de sarkmaması için elimden geleni yapmaya çalışacağım. (Bilgisayarım, bilgisayarım, bilgisayarım….)

Sitenin baştan yazılmasıyla ilgili yazdığım bir yazıda Ali Servet DÖNMEZ adlı arkadaşım WordPress’in XML olarak verdiği çıktıyı neden kullanmadığımı sormuştu. Yeni site projesinde veritabanı tabloları farklı olacağından yalnızca istediğim bilgileri almak adına SQL kullanmayı düşünüyordum. XML fikri ilginç gelince WordPress’in neler sağladığına bakmaya başladım. Tüm veriyi tek bir XML olarak veriyordu ki; bu da benim işime pek gelmiyordu. Daha önce Python’la yazdığım bazı XML okuma örneklerinde DOM kullanırken, bu kez serialization/deserialization methodları hali hazırda var mı diye araştırmaya başladım. Üşenip IRC’de (freenode #python) sorunca ElementTree API’sinin olduğunu öğrendim. Bu API’nin verdiği metodları kullanarak hiyerarşik bir yapıyı liste ya da sözlük gibi taşıyıcı nesnelerde saklamak mümkün oluyor. Henüz denememiş ve tam okumamış olsam da birilerinin işine yarar diye buraya da not düşmek istedim.

Akşamüstü ofiste can sıkıntısıyla Google Reader’a saldırırken Google Apps Engine‘le ilgili bir yazıya rastladım ve sitesini incelemeye başladım. Gece 4′lere kadar oturup raptiye’yi yazdığım şu günlerde, Google’ın Django ile büyük benzerlik gösteren bir geliştirme ortamı yaratması beni epey heyecanlandırdı. (işte tam bu noktada Campfire gibi etkinlikler düzenleyen bir şirketimiz olmadığı için kıskançlık narâları atıyorum ofiste..) Siteyi incelerken bir yandan ürünü ne kadar iyi tanıttıklarını, bir yandan Python‘un yaratıcısıyla karşılıklı geyik yapabilecek kadar şanslı olduklarını düşünüp kıskanıyordum. Google’ın böyle bir şey için öncelikli olarak Python’u tercih etmesi boşuna olmasa gerek.. :)

Bu arada adamlar Campfire’ın tamamını Youtube’a 6 parça halinde yüklemişler ve siz ilk bölümü izledikten sonra otomatik olarak bir sonraki bölüme geçiliyor. Hızlı bir bağlantınız olduğunda kesintisiz izleyebilir hale geliyorsunuz. Bu da gerçekten çok heyecan verici..! Düşünsenize.. Dünyanın bir diğer ucunda 3 gün önce (7 Mart 2008) gerçekleştirilen bir etkinlikte dünyanın en büyük firmalarından biri çok önemli bir ürününü tanıtıyor ve siz bunu neredeyse anında (ve yaşarcasına) izleyebiliyorsunuz/öğrenebiliyorsunuz. Bir gün onları canlı olarak izleyebileceğimiz gerçeği gerçekten inanılmaz..

(more…)

testBizler Türk’üz.. Yaptığımız her şey doğrudur ve doğru sonuçlar verir. Bizi kesseniz acımaz. Türk’e bir şey olmaz. Türk’ün yazdığı kod sonsuza dek çalışır, sonsuza gelince “yerim lan sonsuzu” der yoluna devam eder. Türk’ler aslandır, kaplandır, kartaldır, kanaryadır.. En iyi yemekleri Türk’ler yapar, en iyi futbolu Türk’ler oynar………………………dememek lazım..

Genelde yaptığımız şeylerin doğru olduğunu varsayar ve onları kontrol etmeyi (eşeğimizi sağlam kazığa bağlamayı) pek de umursamayız. Eğer bir yazılımcıysanız, yazdığınız kod doğru çalışıyorsa genellikle sorun yoktur. Peki ya çalışmıyorsa ? Sorun çıkmadan müşteriyi sorun çıkabilme ihtimaline karşı tolere edebilirsiniz. Ancak hatalarda (ve bunun düzeltilme süresinde) ne deseniz boş.. Eğer bu işte iyiysek, yazılım bizim için bir prestij meselesi olmalı…. “Kodumu yazarım, paramı alırım” mantığından kurtulmamız lazım. Özellikle aynı proje üzerinde birden fazla kişi çalışıyorsa test yapmak kaçınılmaz bir durumdur.

(more…)

ampulBu dönem aldığım “Image Processing” adlı ders bünyesinde başlıkta yazan konuyla ilgili bir proje hazırlayacağım. Şu anda teorik olarak resimlere hangi durumlarda ne gibi filtreler ve maskeler uygulanabiliyor vb. şeyler öğreniyoruz. Daha sonra bu bilgiler ışığında resimler üzerinde çevrimiçi düzenleme yapabileceğimiz bir uygulama geliştirmeyi düşünüyoruz. Uygulama çerçevesinde resmi belli bir işlemden otomatik olarak geçirerek daha iyi bir hale getirmeyi de amaçlıyoruz. Yani resmi verdiğinizde, uygulama hangi filtre vb. şeyleri uygulaması gerektiğini hesaplayabiliyor olmalı.. Bunu başarabilecek miyiz, yapılabilir bir şey mi; araştırıyorum..

Öncelikle internet üzerinde çevrimiçi resim düzenleme yapabilen sitelere göz gezdiriyorum. Neler yapabildiklerini görüp kimlerle yarıştığımızı görebilmek için… Daha sonra bu uygulamaların eksikliklerini de belirleyerek Web2.0 tadında hoş bir uygulama ortaya çıkarmak istiyoruz. En azından yapabildiğim kadarını yapmaya çalışacağım.

Kafamda çok net bir şekilde oturmasa da, resimleri Fourier Transform’dan geçirdikten sonra elde ettiğimiz frekanslardan bazılarını sildiğimizde, gürültülü resimleri çok net hale getirebiliyor olmak bence heyecan verici.. Umarım başarılı oluruz.

Bu arada elinizin altında faydalanabileceğim kaynaklar varsa paylaşırsanız sevinirim. Projede PIL vb. kütüphaneler de kullanacağız sanırım.. Bir şeyler elde ettikçe yazmaya devam ederim.

Kartalkaya’ya gitmeden önce ablam, bilgisayarının bozulduğunu söyleyerek tamir etmemi rica etti. Söylediğine göre Windows XP açılışta F8 menüsünü çıkarıyor ve devam edildiğinde açılamadan sistemi baştan başlatıyordu. Baştan kurma ihtimalime karşılık da tüm resimleri, müzikleri, video’ları yedeklememi istiyordu.

Evde minik bir canavar olduğundan bilgisayarın durumu çok da iç açıcı değildi. İlk iş olarak darbelerden olabilecek sabit disk zararına karşılık sesleri dinlemeye başladım. Sabit diskten normalin dışında bir ses gelmiyordu. Elimdeki Ubuntu CD’sini takarak öncelikle dosyaları kurtarmaya karar verdim. Bu arada HP Compaq nc6200 (model numarasından tam emin değilim) olan bilgisayar Ubuntu’da neredeyse benimkinden iyi çalışıyordu. (Compiz Fusion) Ubuntu, başarılı bir şekilde açıldıktan sonra NTFS olarak biçimlendirilmiş C diskinden dosyaları almaya başladım. Derken Ubuntu kilitlenmeye başladı; bilgisayara hiç bir şekilde müdahele edemiyordum. (haliyle kayıt dosyalarına -log- da bakamıyordum.) Ubuntu, NTFS olan sabit disk bölümünü ne zaman bağlasam bir süre sonra çakılıyordu; bu sebeple yedekleme işlemi için bir de Arch Linux’a şans vermeye karar verdim. Arch, dosyaları sorunsuz olarak kopyaladı ancak bu işlemi yaparken de kayıt dosyalarına hatalarla ilgili satırlar dökülmeye başladı. Sabit diskle ilgili okuma hatalarının olduğuna dair mesajlar vardı, fakat bu Linux ile NTFS’in malum ilişkisinden dolayı emin olunamayacak bir şeydi bana göre..

(more…)