kızgın..Az önce Google Reader‘da takılırken Hakan UYGUN’un şu yazısına rastladım ve resmen moralim bozuldu. Durumun vahimiyeti için azıcık bile düşünmek yeterken, koskoca mecliste bu yönetmelik çıkarken kimse mi “durun yahu ne yapıyorsunuz ?” demedi; şaşırmamak elde değil..!

Hakan UYGUN‘un yazısına bakarak hangi noktalarda sınırlanacağımızı okuyabilirsiniz… Koyun gibi durmaya devam edersek daha neler olacak düşünmek bile istemiyorum. Ben olaya farklı bir açıdan yaklaşmak istiyorum.

Hiç kendinize ait bir siteniz olsun istediniz mi ? Eğer istediyseniz az çok site barındırma fiyatlarının ülkemizde ne civarlarda olduğunu da biliyorsunuz demektir. Ucuz olduğunu düşündüğünüz firmalar varsa da yurtdışından sunucu kiralayıp size onlar üzerinden hizmet verdiklerine dair emin olabilirsiniz. Şu zamana kadar bunun tek bir sebebi vardı: Türk Telekom ve fahiş fiyatları…. Türk Telekom, internet erişim ücretlerini fahiş fiyatlarda tuttuğundan kimse ucuza barındırma hizmeti veremiyordu. Barındırma hizmetini Türk Telekom üzerinden sağlayanlarınsa ya fiyatları çok yüksekti ya da sık sık problemler yaşanıyordu. Bu günlükte PROGEN diye aratırsanız bir örneğini bulabilirsiniz.

Sağolsun hükümet.. Çıkardığı yeni yönetmelikle birlikte artık Türk Telekom’un yanında yeni engellere sahibiz.. Yakında günlük yazanları, MSN hesabı olanları da kayıt altına alırlarsa hiç şaşırmayın. Kendi kendini bu denli baltalayan başka kaç tane ülke vardır merak ediyorum. (Youtube yine engellenmiş diye bir haber vardı bugün televizyonlarda..) Kayıtdışını kontrol altına alamayan devlet, kendine çok daha zor olan bir hedefi, internet’i almış görünüyor. Ne diyeyim… Bu suskunlukla bize daha çok yasak gelir..

Sansür....Az önce okuduğum habere göre televizyonlara ciddi bir sansür uygulaması geliyor.. Son zamanlarda ne kadar çok şeye sansür geldiğinin farkında mısınız ? Biz mi çok bozulduk ? Televizyonlarda dışarıdakinden daha mı zararlı şeyler var ? Yasakları koyanlar çok mu haklılar ? Televizyon sansürünü haklı görenler Youtube’a, Ekşi Sözlük’e ne diyorlar ? Nereye doğru gidiyoruz ?

Sürekli olarak saf bir şekilde hükümetin, ülkemizin daha iyiye gittiğine inanmak istiyorum ama öyle şeyler oluyor ki şaşırmamak elimde değil.. Atatürk’e, Türkiye Cumhuriyet’ine edilen küfürler ve hakaretler yüzünden sitelerin kapatılması, uyuşturucu vb. bilgiler veriliyor diye bir başkasını kapatmak ne demek ? Bunlar sadece Youtube’da mı oluyor ? Bu kadar saf mıyız biz yahu ? Eğer böyle bir zihniyet içerisindeysek topluca internet’e erişimi keselim; İran gibi olalım, insanlar da dünyada en fazla sansür uygulayan ülkeler arasına bizi de eklesinler… Sonra gururlanalım biz şöyleyiz böyleyiz diye…… Neyimiz kaldı gururlanacak ?

Televizyonda sigara, alkol, uyuşturucu gibi şeylere sansür gelecekmiş. NTVMSNBC’de çok haklı bir soru sormuşlar bu yazıda….. “Bunlar hayatımızda yokmuş gibi mi davranacağız ey RTÜK ?” Sizin ananız, babanız, kardeşiniz, dostlarınız sigara ve alkol tüketmiyor mu ? Uyuşturucu ekstrem bir durum tabii.. Ama şu ana kadar uyuşturucuyla ilgili hiç de özendirici bir film izlemedim. İzlediğim filmlerle de ilgili olabilir… İzole bir dünya yaratma çabası nedir böyle ? 12 yaşındaki çocuklar gerçekten televizyondan görüyor da ondan mı içiyor ? Gerçekten Kurtlar Vadisi’ni izlediklerinden mi silaha sarılıyorlar ? Yoksa denetlemeyi beceremediğiniz için, ekmek fiyatına satıldığı için, insanlar kendilerini güvensiz hissettikleri için, doğru düzgün eğitim vermeyi bile beceremediğiniz için mi ? Kurtlar Vadisi’ni ilk bölümünden beri aralıksız olarak takip ediyorum. Oysa silahtan son derece çekiniyorum, kan görmeye fazla dayanamıyorum. Birilerini vurmayı, racon kesmeyi kafamdan geçirmiyorum. Televizyonda birileri sigara içiyor diye sigara içmiyorum. Alkol tükettiler diye “canım çekti, içeyim” ya da “ne güzel içiyor yahu..” demiyorum..!

Etrafımda çok fazla sayıda sigara içen insan var. Ben de dahil olmak üzere pek çok arkadaşım küfür ediyoruz, alkol kullanıyoruz. Uyuşturucu kullanan arkadaşım yok denecek kadar az.. Kimi kandırıyoruz ? Tüm dünyada olan biten bir şey değil mi bu ? Olanları, gerçekleri görmemezlikten gelerek kendimizi kandırmaktan başka ne yapıyoruz ?

Bu hasta ve çarpık zihniyetten çok sıkıldım….. Televizyonlarda yeniden alevlenen türban zihniyetinden, dinci provakasyonlarından artık tiksiniyorum. Başörtülü olan insanlara diyecek sözüm yok ama türbanlı birini gördüğüm zaman kusacak gibi oluyorum artık…. Bu denli bir nefret doğurdular benim içimde artık.. Kimbilir kaç kişi daha benim gibi düşünüyordur. Kuran-ı Kerim’de kesin bir emir olarak bahsedilmeyen bir şeyi “Allah böyle emretti“, “küçücük kızlara bile takacağız” şeklinde cümlelerle empoze etmeye çalışan hasta insanlardan tiksiniyorum..! Kadınlarımız da o kadar cahil ki; araştırmadan, sormadan bu kadar rahatça kabullenebiliyorlar kendilerini sınırlandıran bir şeyi…. Lütfen 100′C sıcaklıklara ulaştığımızda da çıkarmayın o ibadetinizi üstünüzden…. Sizlerle kağıt üzerinde dahi olsa, aynı dini, aynı kültürü, aynı havayı soluduğum için utanıyorum.

Bu ülkedeki sansürcü, dinci, gerici zihniyete nasıl son vereceğiz bilmiyorum. Ama bu şekilde koyun olmaya devam edersek daha neler yaşayacağımızı düşünmek bile istemiyorum.

Gelibolu...Hiç bu kadar düşüncelere daldığımı hatırlamıyorum uzunca zamandır… ~70M Türk insanının yüzde kaçının Gelibolu (Gallipoli) adlı yapımı izlediğini az çok kestirebiliyorum. %1-2..? Oysaki herkes izlemeli. Bu topraklar nasıl kazanılmış, 120,000′den fazla insan ne uğruna yaşamlarını feda etmişler daha iyi anladım. Kelimelerle ifade edemeyecek kadar küçük ve aciz hissettim kendimi.. Şu anda yaşadığımız hayatı yaşamak için Allah’a dua eden; bir damla sirkenin yalnızca kokusunu duymaya razı olan insanlar, bize bu hayatı armağan etmişler. Ayaklarında giyecek ayakkabısı olmadan, günlerce yemek yemeden, uyku uyumadan, tuvaletini bile yapacak yer bulamayan insanlar bunlar….. öleceklerini bilerek ileri doğru adım atabilmiş insanlar.. Şimdi kaçımız bu fedakarlığı gösterir ? Nasıl olur da öleceğimizi, birilerinin bizi vurmak için beklediğini bilerek bir adım ileri korkusuzca atılabiliriz ? Bu kötü bir şey midir ? Bir çok kişi “vatan uğruna canım feda” der bu soruya… Ama önce bir izleyin şu belgeseli….. Savaş kazanılsa dahi, bir kaç ay sonra sanki orada bir savaş olmamış gibi, hiç bir kayıp vermeden gemilerin o boğazdan geçerek İstanbul’a girmesi ve Osmanlı’nın teslim olmasına ne demeli ? Ne için öldü o 120,000 can ? Savaşıp ölerek neyi kanıtlamış ya da kurtarmış oldular; bir düşünsenize..

(more…)

Haber kaynağı olarak genellikle NTVMSNBC’yi tercih ederim. Çünkü onca haber kaynağı arasında en güvenilir olanı, gerçek anlamda en kaliteli olanı bana göre o… Günlük ziyaretim sırasında bu habere rastlayınca hem şaşırdım, hem de kendimi bir garip hissettim.

İnsanlar garip garip yorumlar yapıp önlerini göremeseler de Türkiye’nin cidden aşması gereken büyük problemleri var. En başta, ülkemizde ciddi bir ayrımcılık ve kutuplaşma söz konusu.. Bugün buraya düşüncelerimi açıkça yazacak olsam, biliyorum ki birileri yine o Allah’ın emri, bu Allah’ın emri, zıkkım iç vs. vs. başlayacaklar. Yazsam da, yazmasam da bir şey değişmeyecek bu konuda.. Başımıza ne geldiyse cehaletten geliyor. Aynı Cumhurbaşkanı Sezer’in dediği gibi: “bakalım bu işin sonu nereye varacak….”

Ampul AKP..Bir süredir merakla ne olacağını beklediğimiz seçimler nihayet sonuçlandı. Tekrar nurtopu gibi bir AKP hükümetimiz olacağa benziyor. Günlerdir sürekli olarak hiç adetim olmadığı halde TV izleyerek belli başlı siyaset programlarını, NTV’deki lider söyleşilerini ve belgesellerini izliyordum. Seçim anketlerinin olaya yanlı baktıklarını, gerçeğin çok farklı olacağını, halkın iktidarı cezalandırarak yenilgiye uğratacağına inanıyordum. Ama beklentilerim açısından ciddi bir hayal kırıklığı yaşadığımı söyleyebilirim.

Seçimlerde oyumu Demokrat Parti’ye vermiştim. CHP, başında Deniz BAYKAL olduğu sürece kaybetmeye mahkum maalesef…. Hıncal ULUÇ’un fikirlerini ve yazdıklarını genellikle okumama rağmen kendisine bazı şeylerde katılmıyorum. Ancak CHP’yle ilgili son yazdığı yazıya katılmamak elimde değil.. Bir insan, ihtirasları uğruna Atatürk’ün partisini nasıl bu hale getirir, parti de buna nasıl izin verebilir; aklım hala almıyor…. Umarım seçim sonrasında gereken yapılır ve CHP ihtiyacı olan silkinmeyi gerçekleştirir. Seçim sonrasında CHP için “modernleşmenin öncüsü, lokomotifi” vb. tanımlamalar yapılsa da ben buna kesinlikle katılmıyorum. İnternet sayfalarından, seçim araçlarına kadar CHP’de bir yenilik görmek bana göre güç…. Seçim öncesinde pek dillendirmesem de belli başlı partilerin sayfalarını gezdim. Aralarında en başarılı olan AKP’ninkiydi. Seçim araçları konusunda daha önce yazdığım bir yazıyı ise buradan okuyabilirsiniz. Geçtiğimiz günlerde, Kadıköy’ün ortasını 4 parti aracı parsellemiş ve bangır bangır müzik çalıyorlardı. Bir ara MHP aracından bir duyuru başladı. AKP ise bunu kapatmak için müziğini kökledi. Birbirlerine karşı ne bir saygı, ne de bir anlayışları var….. Eminim, bunu yarın mecliste de göreceğiz.

(more…)