Dün Firefox’u açtığımda Firebug eklentisinin güncellemesi olduğuna dair bir uyarı çıktı, ben de onay vererek güncellenmesini sağladım. Firefox’u tekrar açtığımdaysa eklentinin çalışmadığını farkettim. Sağ tıklayıp menülerine baktığımda, Firebug’un bu sürümle birlikte Türkçe’leştirildiğini gördüm. Ancak Türkçe karakterlerle ilgili sorunları vardı. Geliştirme yapsam da, yapmasam da en sık kullandığım eklenti olduğu için Google’a sorunun çözümü için baktığımda 1-2 kaynak dışında neredeyse hiç bir şey göremedim. Belki yeni sürümü vardır diye Firebug’ın sayfalarında dolanırken sürekli 404 hatalarıyla karşılaştım.
Son çare olarak kaynak kodunu indirip baştan derlemeyi denemek istedim. Kod tabanında bulunan makexpi adlı dosyayı bir türlü doğru çalıştıramadım. Betiğin tepesinde Mac OS X’le ilgili yorum satırları olsa da dosyanın içinde tamamen UNIX komutları kullanılıyordu. Yine de başaramayınca Google Grupları’nda eklentinin Eclipse üzerinden geliştirilebildiğine dair mesajları görünce build.xml dosyasına bakayım dedim; bingo! Yerelleştirme dizininden Türkçe’yle ilgili olan dizini sildikten sonra kaynak kodlarını derleyip yükleyince sorun çözüldü. Herkes kaynak koduyla uğraşmak istemeyebilir düşüncesiyle derlediğim XPI dosyasını buraya da koyayım dedim. Umarım birilerinin işine yarar..
2 Yorum »
9 Haziran 2008, Saat: 00:53 @ Tags: Açık Kaynak, Arch Linux, bilişim, Django, Hayat, Internet, Linux, Özgür Yazılım, parkyeri, Teknoloji, Türkiye
Geçtiğimiz günlerde Samed BEYRİBEY‘in gönderdiği bir e-posta ile Türkiye’de bir Arch Linux” href=”http://www.archlinux.org” target=”_blank”>Arch Linux topluluğu kurma hayalinde yalnız olmadığımı farkettim. Samed işi ciddiye alıyordu ki bize e-posta atmadan önce http://www.archlinuxtr.org adresini satın aldığı bir VPS’e yönlendirmişti bile..!
Başlangıçta kendi sitemize sahip olma, forum açma vb. adımlara karşı olsam da bugün bir kez daha konuşunca bir çok konuda anlaştığımızı farkettim Samed’le.. Yukarıda adresini verdiğim http://www.archlinuxtr.org adresinde duyurularımızın, iletişim bilgilerimizin (#archlinux.tr@freenode ve e-posta listemiz) yer almasına karar verdik. Sunucuyu ise SVN ve Trac ile kullanarak dağıtıma katkıda bulunacak, yaptığımız şeyleri kontrol altında tutacağız. Forum olarak Arch Linux’un forumları gayet yeterli olacaktır zaten.. Bunun yanısıra bizimle iletişime geçmek isteyenlerin de herhangi bir sıkıntı yaşayacaklarını düşünmüyoruz.
Konuyu raptiye’de nasıl yazacağımı düşünürken aklıma yukarıdaki kısaltmalar geldi. ALT (Arch Linux Türkiye) ya da TALK (Türk Arch Linux Kullanıcıları) kısaltmaları oldukça hoş gibi…
Uzun zamandır Arch Linux’da geliştirici olmak istiyordum. Bugünlerde Linux-VServer ile haşır neşir olurken util-vserver adlı paketin depolarda ve AUR’da yer almadığını görünce paketini yapmaya karar verdim. Wiki’de bu konuyla ilgili hiç bir belge olmadığından kendim öğrenirken yaptığım adımları da tek tek yazmaya başladım. Sırada bu yazıyı Türkçe’ye kazandırmak var. Kısaca ilk katkılarımı yapmaya başlamış oldum.
Bu arada Django ve Python ile yazdığım raptiye’yi Mayıs ayında yetiştirerek sitenin dönüm yılında açılış yapmak istiyordum ancak yapılması gereken henüz bir sürü iş var. Yine de ana sayfanın ve günlük kısımlarının neredeyse tamamlandığını söyleyebilirim. Şu sıralar kullanıcı profiliyle uğraşıyorum. Yeni raptiye’nin gravatar desteği olacağını da ekleyeyim. Bu aralar site üyelik veritabanını OpenID ile kullanmayı da düşünmeye başladım. Bana ekstra yük getireceğinden projenin bir sonraki fazında böyle bir şey yapabilirim. Proje tamamlandığında kodlarını da bir süre sonra açacağım; isteyenler faydalanabilecekler.
Söylemeden edemeyeceğim. Parkyeri olarak geçtiğimiz ay büyük özverilerle çalışıp yeni ÇalarkenDinlet‘in bu ay başında hizmete geçmesini sağladık. Sanırım yarın akşam bu başarıyı kutluyor olacağız boğazda.. Aramıza yeni katılan ve 16 Haziran’dan itibaren gelmeye başlayacak stajyer arkadaşlarımızla birlikte önümüzde daha kalabalık ve daha güzel bir dönem var diye düşünüyorum. Gelişmeleri yazmaya devam edeceğim.
7 Yorum »
3 Mayıs 2008 Cumartesi günü, İTÜ Maçka Kampüsü’nde ilki gerçekleştirilen e-Fikrim günü genel olarak başarılı bir etkinlik oldu. Konuşmacı olarak davet edilmiş firmalar: gittigidiyor, nokta aş, yemeksepeti, uzmantv.com, tio, botego, pilli network, e-bebek.com, haber.gen.tr, kurumsalhaberler.com, itü sözlük ve e-mbrio..
Etkinliğin 2. bölümünün başında paneli yöneten ve İTÜ’de yarı zamanlı e-ticaret dersleri veren hocamızın sorduğu “0 maliyetle para kazandıran proje yapmak mümkün mü ?” (yaklaşık böyle bir şeydi) sorusuna konuşmacıların verdiği cevabı yaklaşık 10 dk.’lık bir video ile görüntüledim. Etkinliğe katılamamış arkadaşlar için de yararlı olacağını düşünüyorum.
Yorum Yok »
Bugün yeni bilgisayar vs. diye iç geçirip (kendiminkinden umudumu kestim sanırım) Google Reader‘ı karıştırırken, Volkan‘ın t’infection’daki yazısında, Facebook’ta F Klavye grubu açtığını öğrendim. Böyle bir girişimin ne kadar doğru bir adım olduğunu düşünürken kendimi bir anda F klavye hakkında yazılar okurken buldum. Volkan, t’infection’da bu konuya gerçekten hakkını vermiş. Şu anda neredeyse en kapsamlı site onunki diyebilirim bu konu hakkında..
Türkçe konusunda hassas olduğum halde, bir anda F klavye konusunun şu ana kadar es geçtiğim önemli bir konu olduğunu farkettim. F klavyenin başka milletler için yapılmış versiyonları olduğunu sanıyor olmam gibi neden Q klavye yerine F klavye kullanacağımıza da bir türlü anlam veremiyordum. Meğer F klavye, bilimsel bir çalışmanın ardından Türkiye’de (üstelik Türk Standartları Enstitüsü tarafından) kabul edilmiş ve bir süre kullanılmış. Sonra ne olduysa olmuş ve şu anda F klavye bulmak neredeyse imkansız..! Bilişimin, bilgisayarın hayatımızda bu denli önemli olmaya başladığı bu günlerde böyle bir konuyu atlamamız bence bizim büyük bir ayıbımız.. Zira F klavye, tamamen verimimizi artırmak üzere tasarlanmış bir alet.. Bu arada yine bir Türkçe katliamını önlemek için F klavyenin okunurken “EF” şeklinde değil, “FE” şeklinde okunduğunu belirtmek istiyorum.
(more…)
11 Yorum »
10 Nisan 2008, Saat: 23:30 @ Tags: Açık Kaynak, Django, google, Internet, Özgür Yazılım, Programlama, Projeler, Python, Raptiye.Org, Teknoloji
Akşamüstü ofiste can sıkıntısıyla Google Reader’a saldırırken Google Apps Engine‘le ilgili bir yazıya rastladım ve sitesini incelemeye başladım. Gece 4′lere kadar oturup raptiye’yi yazdığım şu günlerde, Google’ın Django ile büyük benzerlik gösteren bir geliştirme ortamı yaratması beni epey heyecanlandırdı. (işte tam bu noktada Campfire gibi etkinlikler düzenleyen bir şirketimiz olmadığı için kıskançlık narâları atıyorum ofiste..) Siteyi incelerken bir yandan ürünü ne kadar iyi tanıttıklarını, bir yandan Python‘un yaratıcısıyla karşılıklı geyik yapabilecek kadar şanslı olduklarını düşünüp kıskanıyordum. Google’ın böyle bir şey için öncelikli olarak Python’u tercih etmesi boşuna olmasa gerek..
Bu arada adamlar Campfire’ın tamamını Youtube’a 6 parça halinde yüklemişler ve siz ilk bölümü izledikten sonra otomatik olarak bir sonraki bölüme geçiliyor. Hızlı bir bağlantınız olduğunda kesintisiz izleyebilir hale geliyorsunuz. Bu da gerçekten çok heyecan verici..! Düşünsenize.. Dünyanın bir diğer ucunda 3 gün önce (7 Mart 2008) gerçekleştirilen bir etkinlikte dünyanın en büyük firmalarından biri çok önemli bir ürününü tanıtıyor ve siz bunu neredeyse anında (ve yaşarcasına) izleyebiliyorsunuz/öğrenebiliyorsunuz. Bir gün onları canlı olarak izleyebileceğimiz gerçeği gerçekten inanılmaz..
(more…)
5 Yorum »
|