3 Mayıs 2008 Cumartesi günü, İTÜ Maçka Kampüsü’nde ilki gerçekleştirilen e-Fikrim günü genel olarak başarılı bir etkinlik oldu. Konuşmacı olarak davet edilmiş firmalar: gittigidiyor, nokta aş, yemeksepeti, uzmantv.com, tio, botego, pilli network, e-bebek.com, haber.gen.tr, kurumsalhaberler.com, itü sözlük ve e-mbrio..

Etkinliğin 2. bölümünün başında paneli yöneten ve İTÜ’de yarı zamanlı e-ticaret dersleri veren hocamızın sorduğu “0 maliyetle para kazandıran proje yapmak mümkün mü ?” (yaklaşık böyle bir şeydi) sorusuna konuşmacıların verdiği cevabı yaklaşık 10 dk.’lık bir video ile görüntüledim. Etkinliğe katılamamış arkadaşlar için de yararlı olacağını düşünüyorum.

F KlavyeBugün yeni bilgisayar vs. diye iç geçirip (kendiminkinden umudumu kestim sanırım) Google Reader‘ı karıştırırken, Volkan‘ın t’infection’daki yazısında, Facebook’ta F Klavye grubu açtığını öğrendim. Böyle bir girişimin ne kadar doğru bir adım olduğunu düşünürken kendimi bir anda F klavye hakkında yazılar okurken buldum. Volkan, t’infection’da bu konuya gerçekten hakkını vermiş. Şu anda neredeyse en kapsamlı site onunki diyebilirim bu konu hakkında..

Türkçe konusunda hassas olduğum halde, bir anda F klavye konusunun şu ana kadar es geçtiğim önemli bir konu olduğunu farkettim. F klavyenin başka milletler için yapılmış versiyonları olduğunu sanıyor olmam gibi neden Q klavye yerine F klavye kullanacağımıza da bir türlü anlam veremiyordum. Meğer F klavye, bilimsel bir çalışmanın ardından Türkiye’de (üstelik Türk Standartları Enstitüsü tarafından) kabul edilmiş ve bir süre kullanılmış. Sonra ne olduysa olmuş ve şu anda F klavye bulmak neredeyse imkansız..! Bilişimin, bilgisayarın hayatımızda bu denli önemli olmaya başladığı bu günlerde böyle bir konuyu atlamamız bence bizim büyük bir ayıbımız.. Zira F klavye, tamamen verimimizi artırmak üzere tasarlanmış bir alet.. Bu arada yine bir Türkçe katliamını önlemek için F klavyenin okunurken “EF” şeklinde değil, “FE” şeklinde okunduğunu belirtmek istiyorum.

(more…)

Bugünlerde kafamı kurcalayan tek bir konu var: Yüksek Lisans…. Bu sorunun cevabını vermek için biraz geciktiğimin farkındayım ancak hayatımın akışına karar verebilmek için kafam fazla karışık. Bilgisayar Mühendisliği severek ve çok isteyerek okuduğum bir bölümdü. Ve şimdi bölümümde tamamen uzmanlaşmak istediğime karar verdim. İşte esas soru da burada yatıyor: “Bilgisayar Mühendisliği’nin hangi dalında uzmanlaşmalıyım ?” Çevremdeki herkesten bu sorunun yanıtını farklı farklı alsam da benim kafamda hiçbir cevap oluşmuyor henüz..

Zaman zaman etrafıma baktığımda özellikle İstanbul’un ne kadar da yaşanmaz bir hale geldiğini görüp delirir gibi oluyorum. Trafiği, insanları, bu insanların hayata bakışları, en büyük baş belamız olan cahillik, vazgeçemediğimiz tabular, iş hayatında hakeden ile haketmeyen arasındaki garip ilişki, “ya sen mühendissin, şu televizyon niye çalışmıyor bir baksana” gibisinden yaklaşımlar…… Örnekler çoğaltılabilir elbet.. Bilgisayar Mühendisliği mezunu kişilerin yüzde kaçının Türkiye’de gerçek anlamda mühendislik yaptıklarını çok merak ediyorum. Benim izlenimlerime göre Türkiye’de, Bilgisayar Programcılığı ile Bilgisayar Mühendisliği’nin eş değer tutulması çok rastlanan bir durum. Oysa biz yalnızca yazılımı değil; o yazılımın çalışacağı donanımı da üretebiliyor olmalıyız aslında. Üretmek de değil, tasarlamak benim kastettiğim.. Ortaya çıkarılacak ürün için uzun süre ARGE çalışması yapmak benim hayalim. Donanımla yazılımı birleştirmek….

(more…)