pardusYatmadan önce e-posta’larıma bakarken başlığı “[pacman-dev] Dependency resolution in package management systems” olan bir mesaj ilgimi çekti ve okumaya devam ettiğimde aynen şunlar yazıyordu:

I wanted to have an overview of pisi, which seems to be an interesting
package manager in python (for the Pardus linux distrib), and I felt on
a small paper formalizing how the dependency resolution is done.
http://www.pardus.org.tr/eng/projects/pisi/index.html
http://svn.pardus.org.tr/uludag/trunk/pisi/doc/dependency.pdf

I found it interesting so wanted to share it with others  ;) 

There are also many neat features :
http://www.pardus.org.tr/eng/projects/pisi/PiSi.html

Garip bir mutluluk kapladı içimi.. Pardus gerçekten bir şeyleri başarıyor.. Tüm ekibi yürekten kutluyorum.

Arch LinuxGeçtiğimiz günlerde Samed BEYRİBEY‘in gönderdiği bir e-posta ile Türkiye’de bir Arch Linux” href=”http://www.archlinux.org” target=”_blank”>Arch Linux topluluğu kurma hayalinde yalnız olmadığımı farkettim. Samed işi ciddiye alıyordu ki bize e-posta atmadan önce http://www.archlinuxtr.org adresini satın aldığı bir VPS’e yönlendirmişti bile..!

Başlangıçta kendi sitemize sahip olma, forum açma vb. adımlara karşı olsam da bugün bir kez daha konuşunca bir çok konuda anlaştığımızı farkettim Samed’le.. Yukarıda adresini verdiğim http://www.archlinuxtr.org adresinde duyurularımızın, iletişim bilgilerimizin (#archlinux.tr@freenode ve e-posta listemiz) yer almasına karar verdik. Sunucuyu ise SVN ve Trac ile kullanarak dağıtıma katkıda bulunacak, yaptığımız şeyleri kontrol altında tutacağız. Forum olarak Arch Linux’un forumları gayet yeterli olacaktır zaten.. Bunun yanısıra bizimle iletişime geçmek isteyenlerin de herhangi bir sıkıntı yaşayacaklarını düşünmüyoruz.

Konuyu raptiye’de nasıl yazacağımı düşünürken aklıma yukarıdaki kısaltmalar geldi. ALT (Arch Linux Türkiye) ya da TALK (Türk Arch Linux Kullanıcıları) kısaltmaları oldukça hoş gibi…

Uzun zamandır Arch Linux’da geliştirici olmak istiyordum. Bugünlerde Linux-VServer ile haşır neşir olurken util-vserver adlı paketin depolarda ve AUR’da yer almadığını görünce paketini yapmaya karar verdim. Wiki’de bu konuyla ilgili hiç bir belge olmadığından kendim öğrenirken yaptığım adımları da tek tek yazmaya başladım. Sırada bu yazıyı Türkçe’ye kazandırmak var. :) Kısaca ilk katkılarımı yapmaya başlamış oldum.

Bu arada Django ve Python ile yazdığım raptiye’yi Mayıs ayında yetiştirerek sitenin dönüm yılında açılış yapmak istiyordum ancak yapılması gereken henüz bir sürü iş var. Yine de ana sayfanın ve günlük kısımlarının neredeyse tamamlandığını söyleyebilirim. Şu sıralar kullanıcı profiliyle uğraşıyorum. Yeni raptiye’nin gravatar desteği olacağını da ekleyeyim. :) Bu aralar site üyelik veritabanını OpenID ile kullanmayı da düşünmeye başladım. Bana ekstra yük getireceğinden projenin bir sonraki fazında böyle bir şey yapabilirim. Proje tamamlandığında kodlarını da bir süre sonra açacağım; isteyenler faydalanabilecekler.

Söylemeden edemeyeceğim. Parkyeri olarak geçtiğimiz ay büyük özverilerle çalışıp yeni ÇalarkenDinlet‘in bu ay başında hizmete geçmesini sağladık. Sanırım yarın akşam bu başarıyı kutluyor olacağız boğazda.. :) Aramıza yeni katılan ve 16 Haziran’dan itibaren gelmeye başlayacak stajyer arkadaşlarımızla birlikte önümüzde daha kalabalık ve daha güzel bir dönem var diye düşünüyorum. Gelişmeleri yazmaya devam edeceğim.

Dün (11 Nisan 2008, Cuma) sabah uyandığımda (ne sabahı lan, öğlendi o bir kere..!) telefonu kontrol edince birilerinin beni aradığını farkettim. Artık ezberlemiş olmalıyım ki HP’nin numarasını aradan tanıyıverdim. Çatlak bir ses tonuyla telefonun diğer ucundaki bayanlarla konuşarak beni neden aradıklarını sordum. :) (bu arada o bayanların sesimden yeni uyandığımı tahmin ederek bana gıcık olduklarını sanıyorum) Bir gün önce öylesine bilgisayarın durumunu internet üzerinden kontrol ederken servise ilk verdiğimizdeki mesajın görüntülendiğini görünce dumur olup Çağrı Merkezi’ni aradığımda yurt dışından parçaların geldiğini, montaj için beklendiğini öğrenmiştim. Ertesi gün montaj tamamlandığından gelip alabileceğimi söylemek için beni aramışlardı. Pek de umutlanmayarak bilgisayarı aldım ve şu ana kadarki denemelerimde herhangi bir soruna rastlamadım.

Bu arada yaklaşık 6-7 senedir Linux kullanıyorum, ilk kez bilgisayarımdan Windows’u sildim. Bilgisayarımda artık yalnızca Arch Linux var. Tabii yaptığım değişiklikler bununla da bitmedi. 300 GB’lık harici USB sabit diskimi de FAT32′den ext3‘e çevirdim. (dosya aktarma kısmı tam bir işkence….) Bu noktada karşıma çıkan 2 sorunun cevabını sizlerle paylaşmak istiyorum:

  • ext3 disk bölümlerine nasıl isim verebilirim ?

e2label /dev/sdc DEPO

  • ext3 sabit diskim bomboş ama X GB kullanılıyor gözüküyor..!

sudo tune2fs -r 0 /dev/sdc1

Her 2 komuttan sonra da diskinizi tamamen çıkarıp takmanızda yarar var. İlk komut, diskinizin adının DEPO olmasını sağlıyor. (tabii /dev/sdc yerine doğru adresi yazmalısınız) İkincisi ise Reserved Block Count adı verilen kısmı 0′a eşitliyor. Bu kısım root kullanıcısının sabit disk doluluğundan kaynaklanabilecek yavaşlıktan ve problemlerden korunmasını sağlıyor. Harici sabit disklerde böyle bir alana genellikle ihtiyaç olmayacaktır diye düşünüyorum.

arch linuxBildiğiniz gibi bilgisayarım yine serviste.. Bu süreci ofisten aldığım Dell Latitude D505 ile geçiriyorum. Eski olmasına rağmen Linux ile oldukça iyi performans veriyor ve şu anda üzerinde Ubuntu yüklü.. Dünyaca bilinen ve herkes tarafından takdir edilen bir dağıtımı da kendi sevdiğim dağıtım ile karşılaştırma imkanı doğdu bana..

Ubuntu’nun gerçekten çok başarılı yanları var. Örneğin bugün ofisteki yazıcıyı kullanmam gerektiğinde yalnızca 4-5 fare tıklamasıyla ağdaki yazıcıyı hiçbir sürücü yüklemeden kullanabilir durumdaydım. Bunun dışında grafiksel ortamla ilgili hiç bir ayar vb. yapmama gerek kalmadı; touchpad’deki kaydırma alanı, 1400×1050 çözünürlük kendiliğinden tanınmıştı. Ayrıca Direct Rendering özelliği açık ve standart Compiz Fusion ayarları da sorunsuz çalışıyor. Standart kurulumla gelen bir dağıtımdan başka neler beklenir ki ? Öncelikle Ubuntu’da garibime giden bazı şeyleri yazayım.

(more…)

Birkaç akşam Parkyeri’nde şahit olduğum bir şey beni Raptiye.Org’u v-server üzerine taşımaya itecek gibi görünüyor. Elimin altında oynayabileceğim 3. bir Linux makine olacak olması güzel.. :) Red Hat’i (ve RPM’i) sevmediğim için sanırım sunucu Debian olur… Keşke Arch olsa.. Hiç bilmediğim e-posta sunucusu kurulumu vb. şeyler yapacak olmak zevkli olabilir. Öğrendiğim kadarıyla (henüz araştırmaya başlamadım) fiyatlar 10-15$ civarında seyrediyormuş aylık… Nispeten makul olabilecek bir rakam.. Bu makine üzerinde istediğim gibi at koşturabilecek olmak da güzel.. Baya bir şey öğreneceğim de kesin..

Harcamalarıma daha iyi karar vermeye çalıştığım şu zaman dilimi içerisinde kendi projektörümü yapma, kendi multimedya kutumu yapma fikirlerinin yanına bir de bu v-server uğraşısı çıktı. Hangisine ilk önce başlayacağım bilemiyorum.

(more…)