linuxDüşünüyorum da Özgür Yazılım’la tanışalı, Linux kullanmaya başlayalı yaklaşık olarak 8 yıl olmuş. Zaman ne kadar hızla akıp gidiyor.. Bu süre içinde çok şey değişti elbet… Kullanılan dağıtımlar, içindeki yazılımlar, bu teknolojileri kullanmaya çalışan insanlar, geliştiriciler; herşey… Tüm bu zaman içinde tek özlemini çektiğim şey çevremde beni uzaylı gibi görmeyen, “bu ne be, bunu nasıl kullanıyorsun ?“, “iğrenç abi, her şeyi komut yazarak yapıyorsun..“, “virüs girdi bilgisayarıma” şeklinde cümleler kullanmayan insanları bir arada görmek, onlarla birlikte bir şeyler yapmak vardı. Birlikte yazılım geliştirmek, bir şeylerin parçası olmak en büyük hayalimdi. Bunu becermeye çalışırken gittiğim Linux Şenliği’nde edindiğim arkadaşlarımdan bazılarıyla hala konuşmaya, görüşmeye devam ediyorum. Linux Şenliği’nde LKD’ye üye olmuş, kendimce bazı şeylerin ilk adımını atmıştım. (Debian Türkiye olarak bir şeyler yapmaya çalıştığımız günleri anarken geçtiğimiz günlerde sitesinin yeniden yapılandırıldığını öğrenince oldukça sevindiğimi de söylemeliyim.)

Devamını okumak için tıklayın.. »

electro worldBugün ilk kez kendi oyun konsolumu almak için D&R’a gittim. Amacım Nintendo Wii almaktı. D&R’dan almamdaki en büyük sebep nakit ödemelerde 599 YTL’ye satıyor olmalarıydı. Yakın olduğu için Bakırköy’deki Capacity Alışveriş Merkezi’ne giderek D&R’a girdim ancak 599 YTL’lik paket ellerinde kalmamış. Kız arkadaşımla birlikte Sinema Kulübü’ne yeni monitör almak için Electro World’e gitmeye karar verdik. Girişte Wii’nin 599 YTL’ye satıldığını görünce başka yere gitmeye gerek kalmadığı için sevinerek içeri daldım. Kısa bir süre sonra elimde Nintendo Wii, koskoca LCD monitör ve Canon marka bir DVD kamera ile kasaya gittim. Electro World ve MediaMarkt ile ilgili bir kaç tespitimi yazayım hemen:

  1. Bir kere müşteriye bir güvensizlik ortamı söz konusu.. Sürekli etrafta birilerinin sizi gözlediğini farkediyorsunuz.
  2. Vatan Bilgisayar, Gold vb. mağazalardaki ferahlık buralarda yok. Daha bir kapalı sanki alan…. IKEA gibi tek bir yönde dolaşıyor gibisiniz sanki..
  3. Normal şartlarda, örneğin Vatan Bilgisayar’da, ürünü alıp direk kasaya gitmeniz yeterli.. Tüm işlemleriniz orada yapılır ve ürünü teslim alırsınız. Buralarda ise ürünü aldıktan sonra garanti belgesi için bir takım işlemler yapmanız gerekebilir. Ürünü ilk siz açmak istiyorken tanımadığınız birileri sizin yerinize ürünü açıp kutudaki düzenin içine etmekte sakınca görmez.
  4. Electro World’de araba yok. Ağır ya da hafif; aldığınız tüm ürünleri elinizde ya da size verilen (ve aldıklarınızın daha da ağırlaşmasını sağlayan) sepetlerde taşımak zorundasınız.
  5. Bir çok ürün orada teşhir ediliyor ve çoğu zaman ellerinde yalnızca teşhir ürünü kalmış oluyor.
  6. İlgilendiğiniz bir ürünü almak istediğinizde hele ki o ürün cam arkasındaysa en az yarım saatiniz gitti demektir. Zira etrafta sizinle ilgilenecek birini bulmanız imkansız gibi… Bulsanız dahi o kişi sizinle ilgilenmemek için elinden geleni yapacaktır.

Gelelim bugün başımdan geçen şeye… Ürünleri alıp kasaya gittim. Ödemeyi yaptıktan sonra Merve, kamerayı garanti belgeleri için aldığı standa götürdü. Buradaki arkadaş ürünün kutusunu açıp belgelerle ilgili işlemleri yapmış. Oysa biz kameranın kutusunu yalnızca Maraton’da kazanan arkadaşın açmasını tercih ederdik. Tahminen o arkadaş da aynısını tercih ederdi.

Wii ve monitör için “kasada bir şey söylenmeyince”, bilinçli kullanıcı hesabı, garanti belgeleri için bir şey yapıp yapmamam gerektiğini söyledim. Kasadaki asık suratlı bayan merdivenin altına gitmem gerektiğini söyledi. Mağazanın içine tekrar girerek bahsettiği yere gittim. Müşteri Hizmetleri’nde tek tabanca takılan bir ablamız mağazanın dışa bakan tarafındaki müşterilerle uğraşıyor, arada da bana boş boş bakıyordu. Ne yapmam gerektiğini sorunca nihayet lütfedip iç tarafta benim bulunduğum masaya hizmet etmediklerini söyledi. “Keşke baştan söyleseydiniz” diyerek mağazanın dışına çıkarak benden önce gelen 1 kişinin yanına geçtim. Sıra bana gelince kutuları açıp darmadağın ettikten sonra 2-3 parça kağıdı alıp imzaladılar ve kaşelediler. Özellikle Wii’yi ilk açan ben olmak istediğimden sinirlenip bu prosedürün gerçekten gerekli olup olmadığını sordum. Gerekli olmadığını, gelmeseydim de bir şey olmayacağını söylediler. LCD monitörün bazı aparatlarını sığdıramayarak Wii’ye ait torbaya atmalarını da sindirerek çıkıp eve geldim. Evde ise beni bir skandal bekliyordu.

Wii’yi açtığımda elime ilk gelen şarj cihazı oldu. Ancak dikkatimi daha görür görmez çeken şey şarj cihazının pisliği ve düzensizliği oldu. Korkuyla diğer aparatları da açmaya başladım. Wii’yi elime aldığımda gözlerime inanamadım. Ürünün üzeri çiziklerle ve siyah lekelerle doluydu. Wii Sports CD’si çizilmişti. Oyun çubukları ve özellikle kullanılan ana çubuğun kola bağlamak için kullanılan ipi gri olması gerekirken neredeyse simsiyahtı..! Bembeyaz olması gereken oyun çubuğu çizikler içinde ve simsiyahtı.. Çıldırmamak elde değil… Gidip kutusu kapalı, üzerinde alarm zımbırtısı olan kutuyu ellerimle seçiyorum ve içinden ciddi anlamda içine sıçılmış bir teşhir ürünü çıkıyor…!!!

Electro World’ün sitesinden durumla ilgili şikayette bulundum. Yarın da ilk iş olarak mağazaya gidip aldığım ürünü geri iade edip yenisini alacağım. Lütfen Electro World’den alışveriş etmeyin. Edecekseniz de alacağınız ürünü mutlaka açıp kontrol edin, başkalarının kurcalamasına izin vermeyin.

3 Mayıs 2008 Cumartesi günü, İTÜ Maçka Kampüsü’nde ilki gerçekleştirilen e-Fikrim günü genel olarak başarılı bir etkinlik oldu. Konuşmacı olarak davet edilmiş firmalar: gittigidiyor, nokta aş, yemeksepeti, uzmantv.com, tio, botego, pilli network, e-bebek.com, haber.gen.tr, kurumsalhaberler.com, itü sözlük ve e-mbrio..

Etkinliğin 2. bölümünün başında paneli yöneten ve İTÜ’de yarı zamanlı e-ticaret dersleri veren hocamızın sorduğu “0 maliyetle para kazandıran proje yapmak mümkün mü ?” (yaklaşık böyle bir şeydi) sorusuna konuşmacıların verdiği cevabı yaklaşık 10 dk.’lık bir video ile görüntüledim. Etkinliğe katılamamış arkadaşlar için de yararlı olacağını düşünüyorum.

parkyeri logoDaha önce Parkyeri bünyesindeki UG (Uygulama Geliştirme) departmanında 3 ay boyunca çalışacak stajyer arkadaşlar alınacağından bahsetmiştim. Bir süredir sitemizden ve çeşitli kanallardan yapılan başvurular değerlendiriliyordu. Şu ana kadar yapılan 50+ başvurunun 24′ü görüşmek üzere davet edilmiş Şişli Ofisi’ne.. 6-15 Mayıs tarihleri arasında yapılacak görüşmeler sonrasında en az 3 stajyer arkadaş bizlerle birlikte 3 ay boyunca çeşitli projelerde yer alacaklar. Bu stajyer arkadaşların rehberleriyle birlikte özgür yazılım’a destek verebilmesi de söz konusu.. Tüm stajyer arkadaşlarımıza şimdiden başarılar ve iyi şanslar..!

F KlavyeBugün yeni bilgisayar vs. diye iç geçirip (kendiminkinden umudumu kestim sanırım) Google Reader‘ı karıştırırken, Volkan‘ın t’infection’daki yazısında, Facebook’ta F Klavye grubu açtığını öğrendim. Böyle bir girişimin ne kadar doğru bir adım olduğunu düşünürken kendimi bir anda F klavye hakkında yazılar okurken buldum. Volkan, t’infection’da bu konuya gerçekten hakkını vermiş. Şu anda neredeyse en kapsamlı site onunki diyebilirim bu konu hakkında..

Türkçe konusunda hassas olduğum halde, bir anda F klavye konusunun şu ana kadar es geçtiğim önemli bir konu olduğunu farkettim. F klavyenin başka milletler için yapılmış versiyonları olduğunu sanıyor olmam gibi neden Q klavye yerine F klavye kullanacağımıza da bir türlü anlam veremiyordum. Meğer F klavye, bilimsel bir çalışmanın ardından Türkiye’de (üstelik Türk Standartları Enstitüsü tarafından) kabul edilmiş ve bir süre kullanılmış. Sonra ne olduysa olmuş ve şu anda F klavye bulmak neredeyse imkansız..! Bilişimin, bilgisayarın hayatımızda bu denli önemli olmaya başladığı bu günlerde böyle bir konuyu atlamamız bence bizim büyük bir ayıbımız.. Zira F klavye, tamamen verimimizi artırmak üzere tasarlanmış bir alet.. Bu arada yine bir Türkçe katliamını önlemek için F klavyenin okunurken “EF” şeklinde değil, “FE” şeklinde okunduğunu belirtmek istiyorum.

Devamını okumak için tıklayın.. »