takvim
| pzt | sal | çrş | prş | cum | cts | paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | ||
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 |
| 27 | 28 | 29 | 30 |
etiket bulutu
android
apple
arch linux
arkadaşlar
asal
askerlik
atatürk
açık kaynak
bilişim
debian
django
eğitim
f klavye
firefox
gezegen
girilesi siteler
git
gündem
hayat
hp
internet
istanbul
izmir
java
kayak
komik
leopard
linux
mac os x
macbook
macbook pro
pardus
parkyeri
politika
programlama
projeler
python
raptiye
raptiye.org
siyaset
snowboard
teknoloji
tsk
türkiye
türkçe
wordpress
zeitin
özgür yazılım
ışık üniversitesi
bağlantılar
iletişim
Heyecanlı bekleyiş nihayet sona erdi. Bu gece 01:00 sularında sonucumu öğrenmeyi başarmış bulundum:
İstihkam Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığı Narlıdere/İzmir
Kısa Dönem Piyade Er
Başıma neler gelecek bilemiyorum ama hakkında okuduğum şeylerden sonra içim biraz daha rahat. Yedek Subay olma isteğim kursağımda kaldığından çok sevinemediğim için Mardin'e, Bitlis'e giden arkadaşlarım bana kızıyorlar. Umarım benim kadar onların da askerlikleri sorunsuz geçer ve sağ salim gidip döneriz hepimiz. Benim için de İzmir'i öğrenmek ve sevmek için güzel bir fırsat olacak sanırım...
Bu gece üyesi olduğum Arch Linux ve LKD listelerinden kendimi çıkardım. Fırsat buldukça e-posta'larımı kontrol etmeye ve bir şeyler yapmaya çalışacağım.
12 Ağustos 2009, Çarşamba günü İstanbul'dan bineceğim uçakla İzmir'de birliğime teslim olacağım. 5-6 ay sonra görüşmek dileğiyle yazıma zeitin'de bana çok şey katan Giray PULTAR'ın şiiriyle son veriyorum:
Alper'i uğurlayalım hakkıyla,
Yanıp tutuşuyor vatan aşkıyla,
Rumeli Kavağı'na salash ...
Daha önce raptiye'de bahsettiğim gibi Ağustos ayında 329. dönem yedek subay adayı olarak askere gidiyorum. Buna göre 1-2-3 Ağustos tarihlerinde sınava girmem gerekiyordu. Bu yazıda Tuzla Piyade Okulu'ndaki sınava giderken ve sonrasında neler yaşadığımızı bulabilirsiniz. Ben Işık Üniversitesi'nden Arda ÖZTÜRK adlı arkadaşımla birlikte gittim. Size de tavsiyem biriyle gitmeniz ya da giderken yanınızda size arkadaşlık edecek kitap, bilgisayar vb. bir şeyler götürmeniz.11:00 - Ofisten eve gelerek raptiye'ye Turkcell 3G ile ilgili yazımı yazmaya başlıyorum. Damarlarımda dolaşan adrenalini hissedebiliyorum. Bir kaç saat sonra kaderimi değiştirecek yere doğru hareket edeceğim. Ailemle konuştuktan sonra Arda'yı arayarak son durumla ilgili bilgi veriyorum.
00:10 - Artık resmi olarak askerim. Babama ve anneme söylüyorum. Annem hala inanamıyor bu fikre.. Sanırım görmeden de inanamayacak.
01:30 - twitter'dan Hüseyin BERBEROĞLU'nun bana da hitap eden "859. sırayı aldım, 1'inde girmek istiyorsanız çıkın" şeklindeki yazısını görüp Arda'yı arıyorum. 02:00 ...
Bu aralar hepimizin hayatı Türkiye'ye çok geç giren 3G ile çalkalanıyor sanırım. Klasik yazıların aksine burada 3G'nin neler getireceğinden ya da operatörlerin kullanıcılara sunacağı fiyatlardan bahsetmeyeceğim. Yazının genelinde 3G ile ilk tanışmamın ilginç hikayesini ve sonunda ise yurtdışı fiyatlarına oranla Türkiye'deki fahiş fiyattan bahsedeceğim.Bir süredir özellikle Turkcell'in 3G ile ilgili haberlerini takip ediyordum. Beklentilerim arasında limitsiz bağlantının Türk Telekom fiyatlarından yüksek olmaması ve Android telefonları kampanyalı (anlaşmalı) olarak Türkiye'ye sokması vardı. İlk kısımda şimdilik hayal kırıklığına uğrasam da henüz umutlarımı yitirmiş değilim.
Bugün ofise gelirken İstiklal Caddesi'nde Turkcell'in baya bir hazırlık yaptığını görüp akşam bir şeyler olacağını anlamıştım. Akşam vidiluck üzerinde çalışırken, kaplan ekibinin stajyerlerinden Emre HESAPDAR elinde bir adet VINN USB modem ile çıkageldi. Bildiğiniz gibi bu modem ile 3G desteklemeyen herhangi bir bilgisayarı 3G ile çalışır hale getirebiliyor ve her yerden internet'e erişebilir hale geliyorsunuz. Aleti merak ettiğim ve ...
Sanırım bu konuyu raptiye'de daha önce dile getirmedim. Geçtiğimiz haftalarda raptiye üzerinde tuttuğum kod depolarına ait Trac'i, şu ana kadar benim dışımda kimsenin ilgi göstermemesi nedeniyle kapattım. Fırsatım ve motivasyonum olursa projeler sayfasında kodların nasıl indirilebileceğini yazacağım. Hatta bunu askere gitmeden önce yapsam iyi olur.Bildiğiniz gibi yaklaşık 1.5 aydır vidiluck adındaki proje üzerinde çalışıyoruz ekip olarak. Önümüzdeki hafta üyelik ve ödeme sistemlerini yetiştirebilmek için kampa gireceğiz. Öncesindeyse olabildiğince hata temizliği ve acil özelliklerin eklenmesi konusunda çalışıyoruz. Bir kaç gün önce ekip arkadaşlarımdan Ayça, giriş formu üzerinde çalışırken içinden çıkamadığı bir hatayı bana sordu ve daha detaylı bakarken kodda ciddi bir hata yaptığımızı farkettim. Bunu yazıyor olmamın sebebi oradaki kodu raptiye'den almış olmamızdı. :)
Normalde django'da bir kullanıcıyı veritabanına eklerken şöyle bir yol izlemek lazım:
new_user = User.objects.create_user('kullanici_adi', 'eposta@adresi', 'sifre')
new_user.first_name = 'Kullanici'
new_user.last_name = 'Adi'
new_user.save()
raptiye'de bu işi bir ...
Bugün, bir süre önce yıl dönümünde anılan Sivas Katliamı olaylarıyla ilgili Can Dündar tarafından O Gün adlı belgeselin kaydını izleme fırsatım oldu. Türkiye'de her gün çeşitli olaylarla karşı karşıya kalıyoruz ancak yaşanan bu olayla ilgili gördüklerim beni dehşete düşürdü. Sivas'taki olaylar yaşandığında ben henüz 9 yaşındaymışım. Şu anda 25 yaşındayım ve gördüklerim karşısında devletten, askerden, Sivas halkından utanıyorum.Bir insanın hayatı boyunca öğrenmesi gereken ilk ders, başkalarının fikirlerine saygı göstermek ve aydınlara sahip çıkmak olmalı. Oysa biz, aydınlarımızı yakan bir toplummuşuz. Bir İtfaiye erinin, Aziz NESİN'i yangın merdiveninden aşağı atması, askerin seyirci kalması nasıl bir acizliktir, nasıl bir hainliktir? Sonra Türkiye'nin, devletin gücü her şeye yeter diyelim. Olaylara müdahele edip, bu işi tezgahlayanları gerekirse vuracak bir babayiğit nasıl olur da çıkamaz, aklım almıyor. Peki ya olaylarda iyi ya da kötü rolü olduğu ancak yorumlara bırakılabilecek belediye başkanının Refah Partisi'nden milletvekili seçilmesine ne demeli?
Gelin bu ...
Uzun süredir Linux kullanmama rağmen çok da araştırmadığım, araştırsam da öğrendiklerimi deneme fırsatı bulamadığım bir konuydu dosya sistemleri.. ext2-4 vb. dosya sistemlerindeki kararlılığı ve günlük (journal) kısmını, silinen dosyaları kurtarmayla karıştırdığımı farkettim bir süre önce.. Bilgisayar Mühendisliği okuyan biri illa inode nedir bilmeli mi bilmiyorum ama en azından merak edip okuyabilmeli diye düşünüyorum. Neyse....Burada yazan şeylerin bir çok kişi tarafından bilinmediğini düşündüğümden Türkçe'ye kazandırmak istiyorum. Umarım birilerinin işine yarar.
Zaman zaman dalgınlık vb. sebeplerle önemli dosyaları silme gafletinde bulunuruz. extX dosya sisteminde her dosya, inode denen; içerisinde dosyayla ilgili izinler, sahiplik, verinin disk üzerindeki yeri gibi kritik bilgileri içeren göstergeçlerden ibarettir. Dolayısıyla bir dosyayı sildiğinizde, aslında inode'u; yani dosyanın disk üzerindeki fiziksel yerine olan bağlantıyı siliyorsunuz. Ancak sildiğiniz dosya silinmeden önceki haliyle bir süreç tarafından açılmış ve hala açık ise, bu durumda disk üzerindeki fiziksel bilgiye ulaşma şansınız hala var!
Bunu denemek için istediğiniz herhangi bir yerde ...
Hayat öyle hızlı ve yoğun akıyor ki geriye dönüp baktığımda bir çok detayı nasıl da unuttuğuma ya da ne kadar hızlı geçiverdiğine şaşırıyorum her defasında. Fırsatları, şanslarımı nasıl değerlendirdiğimi; hayatımı kendi ellerimle yönetip yönetemediğimi, elimde olanı ve olmayanı daha iyi görebiliyorum aynı zamanda.İki senedir işimi bana sevdiren, bana çok şeyler öğreten bir firmada çalışıyorum. Beraber çalışmayı sevdiğim bu ortamda seçmeyi, bir iş yerinin hangi şartlara sahip olması gerektiğini, olaylar karşısında nasıl davranılması gerektiğini öğrendim; öğrenmeye de devam ediyorum. Hayatımda ilk kez eğitmenlik/danışmanlık görevini yürüttüğüm bu dönemde çoğu zaman kendimi kontrol etmeyi ve dizginlemeyi de öğreniyorum. Ekibimdeki arkadaşlarımın üzerine fazla varsam da onların beni anlayabildiklerini bilmek güzel. Bu hırs ve iş bağımlılığı başıma daha neler açacak, bilemiyorum.
Ağustos ayında askere gideceğimi sanıyorum. Nedense bir türlü kesin gittiğime kendimi inandıramıyorum. Her şey birer şaka gibi geliyor hala.. Okuduğum metinler Türkçe olsa da, anlamakta güçlük çekiyorum. Sorun bende mi, yazanda mı ...

Bugünlerde çıkan haberlere göre Adobe, mobil cihazlarda Flash 10'u çalıştırmak için var gücüyle çalışıyormuş. Normalde insan bu "mobil cihazların" iPhone, Blackberry vb. olmasını bekliyor ancak görünüşe bakılırsa tam tersi bir durum söz konusu. Flash 10'un şu anda yalnızca Android, Symbian ve Windows Mobile platformlarında çalışacağı belirtiliyor. Zira Adobe'un kendi sitesinde, tanıtım amacıyla henüz yeni piyasaya sürülen HTC Hero adlı telefonu kullanmaları da dikkat çekiyor.
Apple'ın, App Store'daki satışları olumsuz etkilememesi amacıyla bir süre daha Flash desteğini telefona eklemek için çaba sarfetmeyeceğini de göz önüne alırsak Android, sıçramasını ikiye katlayabilmek için iyi bir fırsat yakalamış gibi görünüyor. Öte yandan Flash'ın mobil cihazlara içerik ve uygulama yönünden yeni bir soluk getireceği de kesin gibi...
Peki Türkiye bu güzel haberlerin neresinde yer alıyor? Cevap: Hiç bir yerinde.... Maalesef bu telefonlar, Türkiye'ye yakın gelecekte gelecek gibi görünmüyor. TBMM'nin telefonlara (haklı olarak) Türkçe karakter zorunluluğu getirdiği günümüzde ...
raptiye'de bir süredir sessizlik var. Yazmak ve bir şeyler anlatmak konusunda içimde o gücü ve motivasyonu bulamasam da; daha büyük bir neden olarak vidiluck'ın gelişini gösterebilirim.
zeitin olarak bir süre önce proje takımlarına bölünme kararı aldık ve yaklaşık üç hafta önce bu maraton başladı. vidiluck'ın fikir olarak olgunlaşması, geliştirilmeye başlanıp ilk alfa sürümünün yayınlanması toplamda bu kadar zamanımı aldı. Bu süre zarfında yalnızca sitenin tasarımı ya da koduyla değil; aynı zamanda stajyerlerimin eğitimi ve sıkıntılarıyla birlikte başetmek için de çok çaba sarfettim. 26 Haziran 2009, Cuma günü ekip arkadaşlarımla birlikte üç haftalık çabamızın meyvesi olan vidiluck alfa'yı yayına soktuk. Bu arada doğal olarak ne raptiye'yle, ne de twity'le ilgilenebildim. Normalde günlük olarak Google Reader'da sayısız günlük vs. okurken, 500-600 okunmamış yazıya ulaşıverdim bir anda.
vidiluck, kısaca, sosyal görüntülü iletişim aracı diye özetlenebilir. Şu an için siteye girdiğinizde sizi rastgele biriyle görüntülü olarak konuşturabiliyor ...
vidiluck adını verdiğimiz üründe kullanıcılara yaş, cinsiyet vb. bilgilerini soran bir ekran olması gerekiyor. Bu ekranı, kullanıcıların kendi kamera görüntülerini gösteren flash'ın üzerine transparan bir katman ile çizmek istiyordum.Flash, normal şartlarda sayfadaki diğer katmanların kendi üzerine geçmesine izin vermiyor. Bu durumu aşabilmek için Flash'a parametre olarak "wmode=transparent" geçilmesi gerekiyor. Ancak durduk yere ayar kutusunun açılmaması, bir çok bilgisayarda görüntü ve mikrofonun çalışmaması gibi sorunlar baş gösterdi. Biraz araştırma yapınca bu durumun, yalnızca Linux için, Flash 10.x ve sonrasında Adobe tarafından alınmış kararların (!) sonucu olduğunu gördüm. İlgili makaleye buradan ulaşabilirsiniz. Böyle nurtopu gibi problemler yarattığından dolayı Adobe'yi tebrik etmek lazım! :s

rss takibi



