Çin Yolculuğu Notları 1

Çin Vizesi

 

Aylar oldu yazmayalı ve bunun için pişmanlık duyuyorum. Çok fazla şey geldi, geçti hayatımdan ve hiç biri raptiye'de yerini bulamadı. Bu nedenle takipçilerimde, site trafiğinde de önemli bir azalma oldu. Geç olsun, güç olmasın; dün itibarıyla raptiye'yi tekrar yazı yazmamın kolay olacağı bir hale getirdim.

raptiye'yi ve beni takip eden arkadaşlarım muhtemelen Çin'e gittiğimi biliyorlardır. Bu deneyimi sizlerle anlık olarak paylaşabilmeyi, çektiğim yüzlerce resmi sadece flickr'dan değil, raptiye'den de sizlerle paylaşabilmeyi isterdim. 3 ay diye gittiğim Çin gezime çok daha fazlasını yapabileceğim halde maalesef 6 şehir sığdırmayı başarabildim. Sanırım 2. ayımda ekipten benim de dahil olduğum bazılarımızın kalma süresinin 5 aya uzatılacağı söylendi ancak sonra yaşanan bir takım tartışmalar nedeniyle 3. ayım biter bitmez geri döndüm. Aslına bakarsanız; iyi ki de dönmüşüm. Tadında bırakmış oldum.

Çin Yolculuğu'nda uğradığımız ilk durak, bir İngiliz sömürgesi olmaktan henüz kurtulabilen (ama kurtulmak da istemeyen) Hong Kong idi. Hong Kong, gerçekten büyüleyici bir şehir. Yapılaşma olarak bir Avrupa şehrinde olmadığınızı ancak hava şartlarından ve etrafınızdaki çekik gözlü insanların oranından çıkarabiliyorsunuz. İlk farkettiğiniz şey trafiğin alıştığımız yönün aksinde aktığı oluyor. İnanılmaz gelişmiş bir metro ağıyla şehrin her yerine hiç sıkıntı yaşamadan ulaşabiliyorsunuz ve daha da güzeli çoğu kişiyle sıkıntı olmadan İngilizce konuşabiliyorsunuz.

 Hong Kong 1

Hong Kong gençliğinin büyük çoğunluğu, kendilerini Çin'den soyutlamayı içlerine yediremeseler de, Çin'le birleşmeyi ve özerklikten vazgeçilmesini isteksizlikle karşılıyorlar. Büyük bir kısmı üniversitede okuyan, yurtdışında çeşitli ülkelerde yaşamış ya da bulunmuş, farklı dilleri konuşabilen; kısacası dünyanın geri kalanıyla entegre olabilmeyi başarmış bir Hong Kong neden çoğunlukla zıttı olan Çin'le birleşsin ki?

Hiç tanımadığı bir ülkede 1 gece 2 gün geçirmek isteyen ve çoğunluğu erkeklerden oluşan (kızlar nedense riske girmek istemediler) bir grupla yerleştiğimiz Oriental Lander Hotel, şehrin merkezi denebilecek Kowloon'un MongKok bölgesindeydi ve bize komik anlar yaşatsa da, booking.com'dan küçük olması nedeniyle olumsuz eleştiriler alsa da biz gayet memnun kaldık.

İlk gece kendi başımıza metroya atlayıp barlar sokağını isminden dolayı karıştırınca, kendimizi adres sormak için durdurduğum bir çocuğun arkadaşlarıyla buluşmak üzere gittiğimiz bir barda buluverdik. Aklımızın bir kenarındaki "ne yapıyoruz?" sorusu beynimizi kuşatmışken, Asmalı Mescit tadında, gayet şık bir yere geldik ve neyse ki tanıştığımız çocuk da, arkadaşları da gayet nezih insanlar çıktılar. O gece 01:00 - 02:00 gibi otele dönmeyi planlarken, 04:00 gibi neredeyse barın kapanışını yapıyorduk.

Üniversitede sınıf arkadaşım, şimdiyse şirkette çalışma arkadaşım olan Orkun Kaan Türeyyen'le kaldığımız odadan sabah olabildiğince erken çıkıp şehrin teknoloji merkezi (ve kalbi) konumundaki Argyle Caddesi'ne gittik. Diğer arkadaşlarımız üşendiklerinden ve ucuzluktan dolayı (1 TRY =~ 5 HKD) taksileri tercih ederken biz mümkün olduğunca yürüyüş yapmayı ve metroyu kullanmayı tercih ettik. O dönemde yeni ve hızlı bir Android cihaz almayı kafama koyduğumdan ben, girdiğimiz her dükkanda HTC Desire ve Nexus One ararken; Kaan genellikle fotoğraf makinelerine, lenslere ve aksesuarlara bakıyordu. Hong Kong, teknolojik cihazlar konusunda vergi avantajlarından dolayı da gerçekten çok ilgi çekici bir yer. Uçak masrafını ve 10 saatlik uçak yolculuğunu karşılayabilecekseniz, anında verilen 90 günlük vizenin tadını çıkarın derim.

The PEAK'ten Gece Manzarası

Gökdelenler Meydanı'nda 1 Bina

Argyle Caddesi

2. günün sonunda ertesi gün çalışacağımız için Shenzhen'e doğru yola çıktık. Aslına bakarsanız yaptığımız tek şey, bulunduğumuz otelden en yakın metro istasyonuna gidip aktarmalarla bir diğer metro istasyonu olan sınıra gitmekti. Sınırı geçerken pasaport kontrolünü yapan bayan sanırım Türk pasaportunu ilk kez görmüş olacak ki, Kaan'la beni yarım saat civarı bekletti ve sorularımızın hiç birine cevap vermedi. Ciddi bir sorun yaşamadan sınırı geçtikten sonra Çin'e girdiğimizi ilk farkettiren şey, etrafımızda İngilizce'ye dair hiç bir şey olmamasıydı. Sanırım o gün, Kaan ve benim anılarımızda en unutulmaz hatıra olarak sonsuza dek silinmeden kalacaktır. Zira fahiş fiyatlar çeken taksicilerin, bizi aralarına alıp masaj adı altında seks öneren kadınların, içine girip de çok acayip yerlere girdiğimiz garip bir otelin, binip de gittiğimiz yere varana kadar nereye gittiğimiz konusunda en ufak bir fikrimiz olmadığı bir otobüsün, ömrümüz boyunca yakalandığımız en çılgın yağmurun bir arada olduğu bir gün bir daha gelmez herhalde.

Shenzhen'de HUA WEI adında bir ilçe var desem? Dış görünümü harika çalışma binalarından, oldukça zengin lojmanlara kadar bir sürü kampüsten oluşan bir ilçe üstelik.. Otobüsle 8 CNY (1 TRY =~ 4.2 CNY), taksiyle ~100 CNY uzaklıkta olan bir yerden bahsediyorum. Kaldığımız yer Baicao Garden adında otel ve hostellerden oluşan, şirkete ait bir yerleşkeydi. Sahip olduğu tesis ve imkanlarla; ortamın yeşilliği, odaların rahatlığıyla gerçekten harika bir yer Baicao Garden.

Baicao Garden ve Resepsiyon

Çin'e giden bir insana sorulan ilk şey genelde yemekler oluyor. Açıkcası kokusu ve görüntüsü kötü olmadıkça çok fazla yemek ayırtetmeyen biri olarak fazla sıkıntı yaşamadığımı; hatta onca insan arasında en iyi uyum sağlayanlardan biri olduğumu söylemeliyim. Bilinenin aksine, böcek ve diğer bize iğrenç gelen şeyler genellikle sadece Batı Çin kültürüne sahip bölgelerde tüketiliyordu. Çin, bir çok ülke gibi bölgesinden bölgesine dil, yemek, yaşam tarzı vs. bir çok açıdan inanılmaz farklılık gösterebilen bir ülke. Dolayısıyla yemekler de inanılmaz farklılıklar gösterebiliyor. Örneğin daha sonraki yazılarımda bahsedeceğim Changsha, Hunan Eyaleti'ne özgü acı yemekleriyle ünlü bir şehir. Shenzhen ise, genellikle daha kozmopolit bir görünüm sergiliyor. HUAWEI, bünyesinde Müslüman (helal), Hint, Çin vs. farklı dünya mutfaklarını barındıran yemekhanelere sahip. Farklı binalarda çalışan yüzlerce çalışana inanılmaz hızlarda yemek servisi yapılıyor ve bunun altından sorunsuzca kalkıyor olmaları insanda hayranlık uyandırıyor. Öte yandan bu kadar farklı (milletten ve kültürden) insan bir araya geldiğinde ister istemez farklı ve hoş olmayan görüntülerle de karşılaşabiliyorsunuz.

HUAWEI Tesislerinde Bir Öğlen Yemeğitavuk ayağı ve iğrenç yemek

Bu ilk yazımı fazla sıkmadan kısa kısa ilginç bulduğum notlarla sonlandırmak istiyorum:

  • Çinli'ler her öğlen yemeğinden sonra şirkette masaların altına, koltuklara ya da kendi getirdikleri tulum/şezlong vb. üzerine kıvrılarak arta kalan zamanı uyuyarak geçiriyorlar. Bu nedenle öğle paydosu verilir verilmez tüm binalarda ışıklar karartılıyor. Bu, anladığımız kadarıyla Çin'in tamamında uygulanan bir şey ve epey iyi sonuçlar getiriyor; biz de denedik.
  • Görev sorumluluklarının bilinci inanılmaz gelişmiş durumda. Tuvaletleri ya da yol kenarındaki yaprakları temizleyen biri, her an işinin başında ve tüm gereklerini yerine getiriyor.
  • İnsan gücü ucuz olduğundan mıdır bilinmez; Çinli'ler hele ki HUAWEI gibi bir şirkette iş bulmanın oldukça zor olduğunu, bu nedenle çok şanslı olduklarını söylüyorlar. Bu nedenle doğru/yanlış ayırt etmeksizin ne söylenirse sorgulamadan yapıyorlar ve fazlamesai inanılmaz boyutlarda.
  • Dünyanın en büyük operatörlerinden birine (China Mobile) sahip olmalarına rağmen telekommünikasyon sistemleri çok garip ve kötü. Shenzhen'de aldığınız bir telefon hattını, Pekin'de kullanmaya kalktığınızda birden Uluslararası Dolaşım üzerinden ücretlendirilmeye başlayabiliyorsunuz. 2G, 3G, Uluslararası Dolaşım'a açık hat gibi hizmetler için farklı numaralar var; dolayısıyla hat değiştirmek durumunda kalabiliyorsunuz.
  • Çin, dünyada standard olan 3G ağının (W-CDMA) yanında kendi 3G standardını (TD-SCDMA) da geliştirmiş. China Mobile, bu standardı kullanırken; tekelleşmenin önüne geçmek için dünya standardı olan ağın kullanım hakkı China Unicom vb. diğer operatörlere verilmiş. Ancak Çince problemi yüzünden hat almak, o hattı kullanmak kabus gibi. Google Translate hayat kurtarıyor.
  • Çin'in büyük sansür duvarına her yerde çakılmak mümkün. Google servislerine erişim sırasında sürekli problem yaşanıyor. Bunun ve Facebook, twitter vb. ağların kimsenin umrunda olmadığını gördüğünüzde büyük bir şok atlatabiliyorsunuz.
  • Gerçekten inanılmaz derecede dışa kapalılar. Dünya meselelerinden bihaberler. Türkiye'de fırtınalar koparan; Türk medyasında dünyanın ayakta olduğu söylenerek verilen haberlerin orada ancak iç sayfalarda bir kutucuktan olması, bir süre sonra "ne kadar boş işlerle uğraşıyormuşuz!" dedirtiyor.
  • Çin erkekleri ne kadar salaş, çirkin ve öküz görünümlüyseler; kızları da çoğunlukla bir o kadar güzel ve bakımlılar. Yemeklerden midir bilinmez; şişman Çinli kız görmek nasip olmadı.
  • Sokaklarda don atlet, t-shirt'ünü (havalandırma amaçlı) kıvırıp göbeğini açıkta bırakarak ya da üstünü tamamen çıkararak gezen erkeklere; uzun topuklular üstünde ultra mini etek ve dekolteyle geç saatlere kadar gezen kızlara rastlamak günlük hayatın bir parçası. Kimsenin dönüp de bakmadığını görmek gözlerimizi yaşarttı.
  • Masaj gerçekten de yaygın ve ucuz bir şey. 1 ya da 2 saatlik istediğiniz herhangi bir masajı oldukça uygun bir fiyata yaptırabiliyorsunuz. Buradaki SPA merkezlerindeki her şeyi orada 5-6 kat ucuza yaptırmak mümkün.
  • Sokaklarda son model arabaları görmek mümkün. Bazı arabaların çakma Çin muadillerini yaptıklarını da söylemeden edemeyeceğim.
  • Çin'in geri kalanı nasıldır bilmiyorum ama Baicao Garden'da çok iyi basketbol oynuyorlardı. Çinliler sanılanın aksine kısa değil; bizle aynı ortalamaya sahipler.
  • Carrefourre, Pizza Hut, KFC, Mc Donalds, Burger King, Starbucks, Subway ve daha pek çok yabancı markaya ulaşmak mümkün.
  • Herhangi bir Çinli saatlerce çömelerek (büyük abdest pozisyonunda) oturabiliyor. Bu, bize inanılmaz ilginç gelen bir ayrıntı olduğu için paylaşıyorum.
  • Çok rahatlar. Bardayken herhangi bir masaya davet edilebilirsiniz ya da birileri size içki ısmarlayabilir. Yanlarındaki kızları sizle tanıştırıp aranızı yapmaya ya da yanınızdaki kıza yazmaya çalışabilirler. Barlarda çok fazla hayat kadını ve konsomatris bulunuyor. Yine de çok kaliteli ve güzel barları var. Çok leş Çinli'ler dahi olsa kalite asla düşmüyor ve içerisi her daim (haftaiçi dahil) kalabalık oluyor.
  • Yazıcıoğlu gibi büyük merkezlerde mini etekli, güzel kızların bildiğiniz pil ya da USB bellek çiplerini montajladığını gördük! 500 GB'lık USB bellekler de gördüğümüzden artık dünyaya farklı bakış açısıyla bakıyoruz.
  • İnanılmaz güzel (doğal) parklara sahipler. Yürüyüş yollarıyla, peyzajıyla yemyeşil, harika yerler yapmışlar; kıskanmamak elde değil.
  • Süt ve süt ürünleri yok denecek kadar az; dolayısıyla çok pahalı.
  • Balıkları genellikle nehir ya da göl balığı ve çok kılçıklı.
  • Hayvanları kanlarıyla boğduklarından et pişirme konusunda oldukça başarısızlar. Dana ve kuzu eti bulmak mümkün ama çoğunlukla domuz eti hakim.
  • KFC dışında düzgün tavuk yemek neredeyse imkansız! Çin'in herhangi bir bölgesinde tavuk dediğinizde önünüze kıkırdak, kemik ve deri geliyor. KFC ve Pizza Hut'ın menüleri epey farklı ama güzel.
  • 35 CNY (~9 TL) gibi bir fiyata kocaman bir tabak haşlanmış karides yiyebiliyorsunuz. Benim gibi karides manyakları için Çin, tam anlamıyla bir cennet!
  • Şaşırdıklarında verdikleri tepki, hepimizi kahkahaya boğuyor.
  • Türk'lerin değişilmezi olan erkekler arası öpüşme konseptini şaşkınlıkla ve gayet eğlenerek izliyorlar. Kendilerine böyle bir şey yapılmasını (eşcinsel olmadıkça) kabul etmiyorlar.

Çin'de çektiğim tüm resimlere flickr'a yükledim, buradan bakabilirsiniz.