Arkadaşıma...
Bu yazıyı yazdığımdan arkadaşımın haberi yok. Bir gün haberi olur mu bilmiyorum. raptiye'de yazmaya başlayalı 4-5 sene geçti; ilk kez birine bir yazı armağan etmeyi düşünebiliyorum. Beni bu kadar duygulandıran arkadaşımın adını ise söylemek istemiyorum. Çünkü O, durumunun başkalarınca bilinmesini istemiyor; ben de bu isteğine saygı duymak istiyorum.
Arkadaşımla Avusturya Lisesi'nde okuyan bir arkadaşımın arkadaşının aracılığıyla tanıştım. Birlikte, oldukça güzel anılarımız oldu. Onun hiç fırsatı olmasa da ben onun evine 2-3 kere gidip kalma fırsatı yakaladım. Gece geç saatlere kadar muhabbet eder, nargilemizi tüttürür, boğuşur, saati 5-6 yaptıktan sonra anca uyurduk. Kız arkadaşlarımızı da alıp birlikte Büyükada'ya gittik 1 keresinde... Yediğimiz balıkların tadı hala damağımda...
Mezun olduğum Işık Üniversitesi'nde yurtta kalmasa da, bazı geceler benim ve başkalarının odasında kalıyordu. Geceleri birlikte yemek yer, bazen içer, bolca eğlenirdik. Kartalkaya'da birlikte son kayışımız hala aklımda... Az kaydığımız için kızmıştım ona..
Arkadaşım yaklaşık 1,5-2 senedir dünyada çok nadir rastlanan Wilson adındaki bir hastalığa yakalanmış durumda. Başlarda çok önemsemeyip hatalı ilaç tedavisi uygulandığından dolayı olduğunu düşünsek de durumunda ortaya çıkan inanılmaz değişim bizi inanılmaz kaygılandırmaya başladı. Uzun bir süredir çinko hapları denen tedaviyi uyguluyor. Kendisini en son gördüğümde hastalığı yeni yeni konuşmasını ve kaslarını etkiliyordu. Ama bugün hayatını esir almış durumda. Kısaca bahsetmem gerekirse; konuşamıyor, yemek yiyemiyor, ellerini çok zor kullanabiliyor, yutkunmakta çok zorlanıyor, yürümekte zorlanıyor. Uzun bir süredir okulu dondurmuş durumda çünkü bu şekilde derslere girmesi neredeyse imkansız. Her gün evde; bilgisayar karşısında ilaçların etkisini göstermesini, iyileşmeyi bekliyor. Facebook'ta yazdığı kendi cümleleriyle: "Doğacaktır vaadettiği günler sana tıbbın, kimbilir belki yarın, belki de yarından da yakın!".... Ortak arkadaşımızın söylediğine göre bu, onun iyileşmiş haliymiş. Daha önce ellerini hiç kullanamıyor, yürüyemiyormuş. Tamamen kayıp olan konuşması şimdi ufak tefek kelimelerle anlaşılır durumda. Eskiden kilolarıyla dalga geçtiğimiz adam, şimdi inanılmaz derecede kilo vermiş. Durumu kanıksayıp egzersizlerini yapmıyor oluşu ise bizi nasıl üzüyor anlatamam...
Tüm bunlara rağmen bizi rahatlıkla duyabiliyor, bilgisayar aracılığıyla cevap yazabiliyor, anlattıklarımıza gülüyor, anılarımızın tamamını hatırlıyor ve hatırlatıyor. Bilgisayarda film izliyor, müzik dinliyor, MSN ve Facebook'tan arkadaşlarıyla elinden geldiğince yazışmaya çalışıyor.
Arkadaşım, bu gece bana insan hayatının ne kadar çok değişkenle zehir olabileceğini, vaktimizi iyi ve verimli geçirmeyi, arkadaşların kıymetini bilmeyi öğretti. Dayanışmanın ve vefakarlığın ne kadar önemli olduğunu bu gece biraz daha iyi anladım. Dile getirmese de onun bize her zaman olduğundan daha fazla ihtiyacı var. Ortak arkadaşımızla onu yürüyüşe çıkartmaya ve onu daha sık ziyaret etmeye karar verdik. Bu gece de sağlığına bir an önce kavuşması için Allah'a dua edeceğim..
