takvim
| pzt | sal | çrş | prş | cum | cts | paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | ||
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 |
| 27 | 28 | 29 | 30 |
etiket bulutu
android
apple
arch linux
arkadaşlar
asal
askerlik
atatürk
açık kaynak
bilişim
debian
django
eğitim
f klavye
firefox
gezegen
girilesi siteler
git
gündem
hayat
hp
internet
istanbul
izmir
java
kayak
komik
leopard
linux
mac os x
macbook
macbook pro
pardus
parkyeri
politika
programlama
projeler
python
raptiye
raptiye.org
siyaset
snowboard
teknoloji
tsk
türkiye
türkçe
wordpress
zeitin
özgür yazılım
ışık üniversitesi
bağlantılar
iletişim
Bu yazıda da beni oldukça etkileyen ve şaşırtan Başkasını Seviyorum'dan bahsetmek istiyorum. Kitabın bence en ilginç özelliklerinden biri, modern zamanda geçiyor olması ve zamanımızın eğilimlerinden (trend) söz ediyor olması; daha da önemlisi adı geçen karakterin (Yavuz ERDEN) yaşadıklarının gerçek hayatta varolan şeyleri birebir yansıtıyor oluşuydu.Yavuz'un yaşadıkları kadın-erkek ilişkilerini öyle iyi gözler önüne seriyor ki; Ömer ÖZGÜNER'in gözlem yeteneklerine saygı duymamak mümkün değil. Zira kitabın arkasında da yorum olduğunu tahmin ettiğim bölüm şöyle diyor:
Çağımız erkeğini âdeta "deşifre" eden bu sayfalarda herkes kendinden bir şeyler bulacak. Çünkü günümüz popüler kültürüne, geçen zamana, yıpranan ilişkilere, dinmeyen arzulara ve... her şeye rağmen neden ve nasıl devam ettiğimize dair hınzır mı hınzır bir roman bu...
Gerçekten de öyle! Çocukluktan başlayarak içimde hissettiğim ilk hayal kırıklıklarını, karşı taraftan beklentilerimin bir türlü karşılanamaması ve girdiğim arayışlar sonucunda her seferinde uğradığım hüsranı bu kitapta da bulabilmek yalnız olmadığım duygusuyla serseme çevirdi beni.
Kitaptaki Yavuz karakterinin çevresindeki cıvık insan ve ilişkilerden sıkılıp kendi içine çekilmesi, evleneceği bir kişiyi bulup sonunda sıkılması ve yeni bir heyecana kapılmışken aslında elindeki değerleri bilemeyip her şeyini kaybetmesi benim yaşadıklarımla da büyük benzerlik gösteriyor. Dışarıdan bakıldığında bu hikaye çok klasik duruyor belki de ama okudukça detaylar sizi sarmaya ve kendinizden bir şeyleri bulmanıza sebep oluyor.
Askerdeyken sık sık günlük yazıyorum. Kışladaki günlük hayatı yazarken bir yandan da özel hayatımda son zamanlarda yaşadığım şeylerden de sıkça bahsediyorum ve kitabı okurken kendi yazdıklarımı okur gibi oldum. Kendimle hesaplaşmamı ya da yaşadıklarımı bir kitap haline getirseymişim aynı şeyleri yazacakmışız hissine kapıldım. Elimdekilerle yetinmeme, kararsızlık, doyumsuzluk ve mutsuzluk... Çağın adı konmamış bir hastalığına yakalanmışım da haberim yokmuş gibi...

rss takibi


