Kaç kişi izledi bilmiyorum ama bugün CNN Türk'te, Beyazıt ÖZTÜRK ve Meral OKAY'ın sunduğu "Nasıl Yani?" adlı televizyon programında Hakkı DEVRİM vardı. Hakkı DEVRİM'in gerçekten çok kaliteli bir insan olması bir yana, sohbeti o kadar müthiş ki tüm program konuşsa dinlemekten sıkılmazdım. Zaten "Beyaz Show" ve "Disko Kralı" yerine "Nasıl Yani?" ve "Sade Vatandaş" adlı programlara ağırlık verilmesini isterdim hep.. Hep aynı insanların çıktığı eğlence programlarının tadı kaçmakla beraber, Türkiye'de konuşulmamış şeylerin konuşulması benim çok ilgimi çekiyor. Bugünkü programa bakarsak biraz..... Az sonra bahsedeceğim Hakkı DEVRİM sohbetinden sonra çıkan Koç Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Murat Ergin, Türk gazetelerinde son 36 yılda çıkan ölüm haberlerinden yola çıkarak yazdığı tezini ve ölümün, ölüm haberlerinin toplumun ne kadar aynası olabileceğini anlattı örneğin.. Cidden çok enteresan örnekler verdi kendisine ayrılan süre boyunca.. (Şu anda program hala devam ediyor)
Hakkı DEVRİM'le sohbete ayrılan bölümün sonunda Meral OKAY çok anlamlı bir soru yöneltti kendisine: "Yaşayan bir Türk Dil Kurumu olmak sizi geriyor mu?" Hakkı DEVRİM, soruya çok çarpıcı bir cevap verdi. Türk Dil Kurumu'nda kaç kişi çalışıyor biliyor musunuz? Başkanıyla beraber 3 kişi! Atatürk'ün kurduğu en önemli kurumlardan biri tükenmiş neredeyse... Bir düşünün etrafınızda vatanseverliğiyle, Atatürk'çülüğü ile övünenleri..... Konuştukları her 3 kelimeden kaçı Türkçe? Bu durumun cidden şakası yok ve bir an önce bu saçmalığa bir son vermemiz gerekiyor!
Her açılan dükkan ve şirketin isimlerinin İngilizce olması, bir şeyleri anlatmak için sürekli olarak İngilizce terimleri tercih etmemiz, Türkçe karşılıklar yerine sırf karizmatik diye İngilizce'lerini kullanmamız, Türkçe için yaratılmış klavyeyi ve düzenini kullanmıyor oluşumuz ve daha sayısız bahaneye artık bir son vermemiz lazım çünkü Türkçe'ye çok yazık oluyor. Fransız'ların, Alman'ların, Bulgar'ların kendi dilleri dışında konuşmaktan kesinlikle kaçınıyor olmasına rağmen bizim bu denli özentiliğimiz nereden geliyor anlamak mümkün değil! Özellikle satışçıların sürekli olarak İngilizce terimler kullanarak kendilerini daha karizmatik, önemli ya da bilgili gibi göstermeye çalışmalarına dayanamıyorum. (Bu duruma sıkça Şişli ofisi asansörlerinde - komşularımız sağolsun - ve daha bir çok yerde maalesef sürekli olarak rastlıyorum)
Arkadaşlar bunun için bir şey yapmalıyız çünkü Türkçe bizim ve onu koruyacak olanlar da yine yalnızca bizleriz! raptiye'yi okuyan; özellikle günlük (blog değil!) sahibi tüm arkadaşlarımdan bu konuyu dile getirmelerini, mümkünse insanları kanalize etmelerini rica ediyorum.
