Nisan 2008 için Arşiv
26
04
2008
Serialization/Deserialization @ Python26 Nisan 2008, Saat: 01:58 @ Tags: Açık Kaynak, Django, Özgür Yazılım, Programlama, Projeler, Python, Raptiye.Org, WordpressŞu aralar Raptiye.Org’u baştan yazmaya çalışıyorum. Mayıs 2005′te günlüğü açmışım. Aslında sitenin yayınına başlaması daha da öncelere dayanıyor. Alan adı kayıtlarına göre 16 Şubat 2004 oluyormuş bu tarih.. Günlüğün açıldığı tarihin yıl dönümünde; yani önümüzdeki ay siteyi yeni haliyle açmayı düşünüyordum. Ancak yoğunluk nedeniyle sarkacak sanırım… Yine de sarkmaması için elimden geleni yapmaya çalışacağım. (Bilgisayarım, bilgisayarım, bilgisayarım….) Sitenin baştan yazılmasıyla ilgili yazdığım bir yazıda Ali Servet DÖNMEZ adlı arkadaşım WordPress’in XML olarak verdiği çıktıyı neden kullanmadığımı sormuştu. Yeni site projesinde veritabanı tabloları farklı olacağından yalnızca istediğim bilgileri almak adına SQL kullanmayı düşünüyordum. XML fikri ilginç gelince WordPress’in neler sağladığına bakmaya başladım. Tüm veriyi tek bir XML olarak veriyordu ki; bu da benim işime pek gelmiyordu. Daha önce Python’la yazdığım bazı XML okuma örneklerinde DOM kullanırken, bu kez serialization/deserialization methodları hali hazırda var mı diye araştırmaya başladım. Üşenip IRC’de (freenode #python) sorunca ElementTree API’sinin olduğunu öğrendim. Bu API’nin verdiği metodları kullanarak hiyerarşik bir yapıyı liste ya da sözlük gibi taşıyıcı nesnelerde saklamak mümkün oluyor. Henüz denememiş ve tam okumamış olsam da birilerinin işine yarar diye buraya da not düşmek istedim.
Kayıt açtırıp bilgisayarımı bıraktıktan sonra bana verecekleri yedek bilgisayarı almaktan vazgeçip çıktım. Dün ablamın HP Compaq nc6120 model bilgisayarı geçtiğimiz hafta arızalanınca onunla da ilgilenmek bana düştü. Aletin şarj konnektörünün ucu kırılmış; bu yüzden adaptörü soksak bile şarj olmuyordu. HP’nin Çağrı Merkezi’ni servisin yerinden emin olmak ve kendi bilgisayarımın durumunu öğrenmek için aradım. Bilgisayarımın 2. kez anakartının değişeceğini; bunun için yurtdışından gelecek fan ve anakartın beklendiğini söylediler. Bu malzemeler bulunmaz hint kumaşı olduğundan Türkiye’de bulunmazmış.. Okmeydanı’ndaki servise giderek ablamın bilgisayarını bırakmak için işlemleri başlattım. Compaq serisinin bazı modelleri ticari model olarak sınıflandırıldığından cihaz içerisinde Pavilion’lara göre daha kaliteli mal kullanılıyormuş; bu sebepten dolayı cihazın fiyatı tuzlu olduğu gibi, kullanıcı HP tarafından özel muamele ve teknik servis hizmeti alabiliyor. Özel muamele, konnektörü bozulan bilgisayarın anakartının değişeceğinin söylenmesini de kapsıyor. Anakart denen inanılmaz teknolojik hede, 200-300$’dan başlayıp 800-900$’a kadar çıkabilirmiş. (Güya) modelin içindeki kartı vs. bilmediklerinden (ya da torpilli müşteri olup olmadığımı bilmediklerinden) baştan fiyat söylemeleri mümkün değilmiş. Garanti kapsamı dışında olduğundan (süre itibariyle) bana yollayacakları teklifi beklemeye başladım. Aynı özel (duygusal) sebeplerden 2 iş günü içerisinde gelmesini beklediğim teklif yaklaşık 1 saat sonra geldi. Sudan ucuz teklif şöyle bir şey:
Gördüğünüz gibi sudan ucuz bir teklif.. Var Mısın Yok Musun? ‘da verseler yüzüne bakmayız.. O derece.. Bu işçilik de nasıl bir şeyse teknoloji harikası 61$’lık adaptörden pahalı..! Konnektörü kırık, fıstık gibi çalışan bilgisayara 796$ verecekmişiz.. Üstelik daha yeni 160GB sabit disk, 2 GB bellek takmıştım kendisine.. Üstüne de ablamın kronik virüs vb. dertlerine deva olması için Arch Linux da kurmuştum. 796$ vermezsek çöpe atacağız bilgisayarı….. Ey sevgili okur, insanlık namına şu 796$’lık konnektörü İstanbul ya da Türkiye sınırları içinde görürseniz bize haber salmanızı rica ediyorum. Lehimlemesi benden ve beleş..!
26
04
2008
Türkiye Yollarına İngiliz Modeli Yapalım..!26 Nisan 2008, Saat: 00:54 @ Tags: Gündem, Hayat, İstanbul, trafik, Türkiye
Özellikle İstanbul’da trafiğin ne durumda olduğunu, insanların nasıl araba kullandığını sanırım anlatmama gerek yok. Belki trafiğin verdiği bıkkınlık ve sıkıntıdan ya da artık yasalara uymamanın verdiği alışkanlıklarımızdan kurallara uyan maalesef bir kişi bile yok.. Kırmızı ışıkta geçmek mi dersiniz, şerit ihlali mi dersiniz, geçiş üstünlüğü mü dersiniz, ters girmek ya da girilmemesi gereken yollara girmek mi dersiniz….. Daha tonlarca kuralı ihlal etmek artık yaşamımızın bir parçası olmuş sanki.. Bu yanlışlara sadece araç kullanan sürücüler değil, yayalar da kırmızı ışıkta geçerek ortak oluyorlar. Araçlara yeşil yandığı halde, yolcuların bu duruma aldırmadan yola atlıyor oluşu bir çok durumda trafiği aksatıyor ve içinden çıkılması daha da zor bir hale getiriyor. Tabii bu kimin umurunda ? İstanbul trafiğine çıkan sürücülerin bambaşka bir hastalığı var: “Sol şerit manyaklığı“.. Bir dahaki yolculuğunuzda eğer araç kullanıyorsanız dikkat edin.. Sol şerit doluyken ve en yüksek hız olarak 60-80 km arası bir hızla giderken, sağ şerit bomboş oluyor ve dilerseniz buradan 100-120 km hızla geçip gidebiliyorsunuz. Hayır; emniyet şeridinden bahsetmiyorum..! İnanılmaz bir durum bu….. İş çıkış saatlerimi yollar boş olduğu için özellikle geç saatlere ayarlıyorum. Eğer özel bir durum yoksa oldukça hızlı ve rahat bir şekilde evime yaklaşık 20 dk’da ulaşıyorum Şişli’den.. Fakat öyle durumlar oluyor ki kafayı yemek elde değil.. Müziği açmış, keyifli bir şekilde bağıra çağıra söylüyorsunuz. Keyifli bir şekilde 100-120 arası hızlarla ilerlerken, önünüze bir anda çıkan araç sayesinde yavaşlamak zorunda kalıyorsunuz. Sol şerittesinizdir ve o araç yaklaşık 60-70 km arası hızlarla gidiyordur. Sinirlenir, sabırla yol vermesi için bekler, arada sırada selektör yakarsınız ama nafiledir. Mecburen sağ şeritlere yönelir ve yola devam edersiniz. Eğer kavgacı (ya da mücadeleci) bir kişiliğe sahipseniz korna ve selektör karışımından bir demet sunarak öndekini yıldırabilirsiniz. Böyle şeylere hiç gerek yok oysa ki….. Zira en sağ şerit bomboş bir şekilde size hizmet vermek için can atmaktadır. En sağa geçin ve keyifle kullanın…. Karayolları uzun süredir İstanbul trafiğini rahatlatacak çözümler arıyormuş.. Ben buradan onlara seslenmek istiyorum. İstanbul trafiğini İngiliz usülü tersten akıtalım..! En azından yukarıda anlattığım senaryo daha mantıklı bir hal alır o zaman.. Şaka bir yana bir günlük akımı vs. bir şeyler başlatmak lazım… İnsanlara sol şeridin yalnızca sollamak için kullanılması gerektiğini, yavaş gidilmek isteniyorsa mümkün olduğunca sağ şeritlerin tercih edilmesi gerektiğini anlatmak gerekiyor. Ayrıca selektör yakmanın kötü bir şey olmadığını, yol almanın Türkçe’si olan öndekini sıkıştırmak ve kornayı sonuna kadar bağırtmaktan daha kibar bir yol olduğunu da özellikle belirtmek gerek..! Yoksa son model cipiyle sol şeride geçip, Allah’ın bir diğer nimeti olan teknoloji harikası telefonu ile keyifli keyifli konuşup 40 km. hızla giden, arada sırada yanındaki orta yaşlarında olan (kokoş) hatuna karizmatik gülüşler atan amcaların katili olacağım.
16
04
2008
Bilgisayarını Fön Makinesiyle Soğutan Adam16 Nisan 2008, Saat: 01:37 @ Tags: hp, Linux, Özgür Yazılım, Teknoloji
Mutlu mutlu sınavımı yapıp, Parkyeri’ndeki işlerimi halletmeye başlamışken aniden böyle bir sorunla karşılaşmak o kadar koydu ki anlatamam. Tüm gün ACPI vs. ile uğraştım ama bir türlü sorunu çözemedim. Fanlar dönmüyor bile…. Sağ tarafta bilgisayarın durumuyla ilgili tüm bilgileri veren Conky inanılmaz şeyler söylüyor: CPU1: 100 ‘C, CPU2: 110 ‘C, GPU: 120 ‘C….. Bilgisayarımın yanmasından korkuyorum resmen… İşlemcilerin ve belli ki ekran kartının bulunduğu sol tarafa elimi koyamıyorum bile…. CPU’lar bu derece ısınınca bilgisayarda da dayanılmaz bir yavaşlık başlıyor tabii…. CPU’lardan biri 120 ‘C görürse bilgisayar kapatıyor kendini…. Bir ara ilkel bir şekilde üflemekle idare ediyordum ama o da bir yere kadar.. Şimdi işin yoksa tekrar Dell’lerin yavaşlığına dayan, tüm yedek dosyalarını tekrar oraya yükle vs vs…… Uzunca bir süre tekrar bilgisayarımdan ayrı kalacak olmamla “recovery yapıldı, işletim sistemi kuruldu, sorun çözüldü” gibisinden abidik gubidik şeylere katlan…….. Ve tüm bu moral bozukluğuyla ödev, sınav ve iş yapmaya çalış…… Teşekkürler HP..! |

Marka ve modeli HP Pavilion dv2580et olan bilgisayarımı geçtiğimiz Pazartesi günü 4. kez servise verdim. Gerekçe: “fanların sebepsiz yere durup bir daha çalışmaması, bu yüzden de CPU ve GPU’nun (grafik kartının işlemcisi) 120′C ‘ye yaklaşan ısılara varıp aşırı derecede yavaşlaması veya koruma amaçlı kapatması; ola ki fanlar çalışırsa ince bir ses çıkarıp arada sırada durma noktasına gelip tekrar çalışması” -normal şartlarda bir fanın nasıl çalıştığını biliyorum- Bilgisayarımı verirken teslim alacak görevli arkadaşla aramızda şu konuşmalar geçti:
İnanılmaz ama gerçek maalesef.. Geçtiğimiz Cuma günü bilgisayarımı HP servisinden aldım. Bilgisayarım bir süre için sorunsuzdu. Ancak dün normal bir şekilde çalışırken aniden fanlarım çalışmayı bırakınca bugün bana resmen kabus oldu. Fanların grevi sağolsun; şu anda yan tarafta çalışan (ve Allah’tan soğuk üfleme özelliği olan) fön makinesi fan görevi görüyor.








