Başta yazmaya değer görmediğim, zaten az olan vaktimi daha önemli şeylere kullanmaya karar verdiğim ama yine de uzaktan cama taş atıp kaçan çocuklar gibi saldıran bir “boşinsan” var. Daha önce kimse için yazmadığım şeyleri şimdi yazacak değilim. Ancak ciddi anlamda beni ve etrafımdakileri güldüren, hatta “ne kadar çocuk ya..” dedikleri şeyler bunlar.. Neden mi bahsediyorum ?
2 sene önce şans eseri devraldığım Sinema Kulübü’nü geçtiğimiz ay başarılarla dolu bir şekilde devrettim. Bir etkinlik düzenlemeden önce ekibinizi iyi tanımalı, iyi oluşturmalı ve doğru zamanda doğru işler yaparak hareket etmelisiniz. Maalesef insanların ne yapacakları belli olmadığı için bu ekibi kurabilmek 2 sene gibi zaman dilimlerine yayılabiliyor. Yine de bu sene Kısa Film Yarışması, Maraton, Açık Hava Sineması ve daha pek çok etkinliği başarıyla gerçekleştirerek üniversitemiz adına gayet güzel işler yaptık.
Bu arada bahsettiğim gibi ekibimizden ayrılanlar oldu, aramıza yeni katılanlar olduğu gibi.. Bir işe eğer gönül veriyorsam; ilgilenerek, severek yapıyorsam o işin sonunu mutlaka getiririm. Yapılan işin ne olursa olsun doğru ve düzgün yapılması konusunda taviz veremeyen bir yapım var. Bu nedenle zaman zaman kırıcı olduğum, zaman zaman “diktatör” kesildiğim oldu. Nihayetinde iş başka, arkadaşlık başka.. Evet; kulüp işleri eğlence amaçlı yapılan işlerdir. Zaten bu sebeple yeri geldiğinde ekip arkadaşlarımla çok güzel günler geçirdik bazen mangalda, bazen sinemada, bazen başka bir yer de.. Bu, yaptığımız etkinliklere de yansıdı ve bizler arkada eğlenirken, ön tarafta insanlar “bizim başarımızı” taçlandırıp, keyfini sürüyorlardı. Zira her etkinlik sonrası gelip bizzat bizlere teşekkür eden insanları da unutmamız imkansız. Yaptığımız işin karşılığını bizler gayet güzel bir karşılıkla aldık. Ben de doğru işler yapmışım ki, devretme günü geldiğinde arkadaşlarım incelik edip bana sürprizler yapmışlardı.
Tabii bunların yanında bir de “boşinsan” var. İlk sene Sinema Kulübü’ne çok faydalı hizmetleri olan, sonralar başkalaşan; çocuklaşan ya da çirkefleşen bir insan boşinsan. Arkamdan konuşup, daha ortada bir şey yokken ve biz iyi olduğumuzu zannederken yapılan işleri beğenmediğini, başkan olacağını söyleyen; kendi kendine kulüple ilişkisini bitirip sonra da “yarın geri dönerim belki” diye hayal kuran; yaptığı temayı baştan yapmama ve “temamı istiyoruuum” diye ağlamaya başlayınca bunu kendisine söylediğim, isterse parasıyla satın aldığı başlık resminin parasını verebileceğimizi söylediğim boşinsan’a, bizi gülme manyağı yapan “ona karşı savaştayım” gibisinden komikliklerinde başarılar diliyorum. Kimin yüzsüzlük yaptığını, kimin terbiyesizlik yaptığını kendisi dışında herkes bildiği için içim son derece rahat. Ah bir de, haberdar olduğum fakat alakam olmayan konuları bana bağlamasa şu boşinsan.. Neyse; büyüyüp olgunlaşacaktır elbet bir gün boşinsan.
14 Haziran 2007, Saat 17:26
Bos insanlar maalesef cok miktarda. Onlara karsi yapilacak en iyi sey; isinizi iyi yapmak ve mumkunse ust statulere getirmemektir. Onlara karsi diktatorce davranmaktan baska careniz yoktur. Aksi halde taviz verdikce ustunuze cikarlar. Eglenmeyi de bosverin, mumkun en kisa surede etrafinizdan ve ortamdan uzaklastirin; psikolojik olarak imha edin.
Calistigim yerde de isi sadece sirket icinde gezmek olan bilgisayar kullanmayi bile bilmeyen insanlar var. Bu yuzden bu turleri iyi tanirim. Tuketici konumundaki bu insanlar, is yapmadiklari gibi yapilan isleri ve calisanlari da engellemektedirler. Herkes yapabilecegi isleri yapmali.