takvim
| pzt | sal | çrş | prş | cum | cts | paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | ||
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 |
| 27 | 28 | 29 | 30 |
etiket bulutu
bağlantılar
iletişim
Bir süredir raptiye'de yazı yazmadığımın farkındayım. Aslında uzunca bir süredir raptiye'nin kodlarıyla (yorum, kullanıcılar vb. modüller) uğraşıyor, kod tabanını derleyip toparlıyordum. Amacım bugüne yetiştirmekti; sanırım önümüzdeki haftalara kısmet olacak. 2.5 aydır çalıştığım HUAWEI tarafından BI (Business Intelligence) adındaki projenin eğitimi ve devir - teslimi için Çin'in Shenzhen kendine gidiyorum. Yaklaşık 3 ay sürecek bu iş gezisiyle ilgili raptiye'ye sık sık yazmayı planlıyorum. Bu gece 20:50'de kalkan THY uçağıyla yaklaşık 10 saat sürecek yolculuk sonrasında ulaşacağımız Çin'deki ilk durağımız Hong Kong olacak. Varış zamanımız yarın 15:00 civarı olacağından haftasonunu değerlendirmek ve Çin'e 2 giriş hakkımızı sonuna kadar kullanabilme amacıyla 1 gece Hong Kong'un Kowloon bölgesindeki Oriental Lander Hotel'de kalacağız. Raylı sistemlerinden baya faydalanacağımız Hong Kong'u Pazar akşamı terkedip Shenzhen'e giriş yapmayı ve Pazartesi işbaşı yapmayı planlıyoruz. Hakkınızı helal edin! :)

Linux Kullanıcıları Derneği ve Bilgi Üniversitesi'nin ortaklaşa düzenlediği Özgür Yazılım ve Linux Günleri, bu sene 2-3 Nisan tarihlerinde Bilgi Üniversitesi'nin Dolapdere Kampüsü'nde gerçekleşecek. Her sene olduğu gibi bu sene de ünlü konuşmacılara (Matt Zimmerman - Ubuntu -, Brian King - Mozdev -, Leslie Hawthorn - Google -) ev sahipliği yapacak etkinlikte oldukça yoğun ve doyurucu bir program var.
Arch Linux Türkiye Topluluğu olarak katılacağımız etkinliklerde, topluluğumuzun 2. yılını standımız ve vereceğimiz seminer ile kutluyor olacağız. Standımıza gelecek ziyaretçilerimize özel hazırladığımız hibrid kurulum CD'lerini dağıtıyor olmamızın dışında, geçen sene ilkini gerçekleştirdiğimiz sebil uygulamasını da bu sene devam ettiriyor olacağız. Sebil, standımıza gelen ziyaretçilerimizin bizlerin de yardımıyla yalnızca bir ethernet kablosuyla Arch Linux kurabilmelerini ve yerel yansımız sayesinde hızlı bir şekilde kurulumu tamamlayabilmelerini sağlıyor. Ayrıca, Samed BEYRİBEY'le birlikte 2 Nisan Cuma günü, saat 17:00'de Z35 numaralı sınıfta Arch Linux'u tanıtan kısa bir sunumumuz olacak. Arch Linux'u diğer dağıtımlardan farklı ...
Bir süredir oluşumu için uğraştığımız bir yazılım evi projemiz var ve oluşumun sitesi için WordPress ya da raptiye kullanmak istiyorduk. Alan adı, site tasarımı vs. her şey hazır olmasına rağmen, WordPress kurulumundaki sorunlar ve raptiye'deki kod tabanı düzeltmeleri yüzünden bir türlü siteyi açmak nasip olmadı.
WordPress kurulumundaki sorunlar ciddi anlamda can sıkıcıydı ve genellikle yalnızca sürüm yükseltmeleri sırasında kullanıcı karşısına çıkan sorunlardı. Konuyla ilgili WordPress forumlarında açtığım hata kaydını (İngilizce) görmek için tıklayın. Sorunu irdelerken sunucu yapılandırmamı da belirtsem iyi olacak.
raptiye sunucusu üzerindeki PHP uygulamalarını FCGI ile PHP (php-cgi) süreçleri yaratarak çalıştırıyoruz. Arch Linux'da bulunan spawn-fcgi adlı paket ile FCGI'ı arkaplanda servis gibi çalıştırmak mümkün oluyor. Servis, php'nin belli bir portu dinlemesini sağlıyor. Sunucu üzerinde HTTP isteklerini karşılamak için nginx kullanıyoruz. PHP için konuşursak, nginx, PHP için gelen HTTP isteklerini daha önce dinlendiğini söylediğim porta yönlendiriyor. Tabii uygulamaya bağlı olarak arkaplanda MySQL vb. sunucular da ...
Bir dönemi daha geride bıraktık. Garip ama gerçek.. Oradayken insan hep oraya aitmiş gibi, sanki önceki ve sonraki yaşamı hiç yokmuş gibi.... Ama bunu dışarıdakilerin anlamasını beklemek imkansız gibi; her şey oraya girdiğinizde anlamlanıyor. Orası neresi mi? Asker ocağı.. 1 Ağustos 2009 itibarıyla başlayan ve raptiye'de bolca yer verdiğim askerlik macerasına 17 Ocak 2010 tarihindeki terhisimle elveda demiş durumdayım ve 1 Şubat 2010 tarihi itibarıyla da askerlikle herhangi bir ilişiğim kalmayacak; mutluyum. Askerliğimi yaptığım KHO ATAT Blg. Brl. K.lığı (Menteş/Urla, İzmir) içerisinde hem mutlu, hem mutsuz bir sürü anım oldu. Bunların bir kısmına da raptiye'den yer vermeyi düşünüyorum zamanla...Askerlik garip bir şey.. Bitene kadar çıkınca yapacaklarınızı tasarlayıp hayaller kuruyorsunuz. Her anınız o ana ulaşacağınız saatleri; hatta dakikaları saymakla geçiyor. Ulaştığınızdaysa bir anda tünelden gün ışığına çıkmış gibi ne yapacağınızı bilemez hale gelip her şeye saldırmaya, kararsızlık içinde çırpınmaya başlıyorsunuz. Kendinizi bırakabileceğiniz, sizi hayata bağlayacak bir ...
Daha önce burada bahsettim mi bilmiyorum ama Türk Telekom'la yaptığımız bağlantılarda ilginç paket kayıpları yaşanıyor. raptiye'nin, Chicago'da bulunan sunucusuna yaptığım SSH bağlantılarında ciddi gecikmeler yaşandığında farkına vardığım sorun, neredeyse 1 senedir devam ediyor. Konuyla ilgili Türk Telekom belki kendiliğinden çözüm bulur diye durumu artık kabullenmiştim; zira çözümsüzlük tek çözüm ülkemizde.. Ancak bir kaç gün önce @TTNETdestek adlı twitter hesabından sorunlarımla ilgili kendileriyle iletişime geçebileceğim söylenince bunu denemeye karar verip kendileriyle iletişime geçtim.Linux'daki My Traceroute adlı yazılım ile istediğiniz sunucuya bağlantı sağlanırken nerelerden geçtiğinizi ve buralardaki gecikmeleri detaylı bir şekilde görebiliyorsunuz. Yazılımın çıktısını ekran görüntüsü olarak alıp twitter'dan kendilerine gönderdim; ekran görüntüsü şu şekilde:
Kendi bilgisayarınızda bunu denemek için:
mtr -t raptiye.org
komutu ile deneyebilirsiniz. Windows kullanıyorsanız:
tracert raptiye.org
Bu komutlarda raptiye.org yerine istediğiniz herhangi bir adresi deneyebilirsiniz. %80'lere varan paket kaybı oranıyla da nasıl daha ciddi sorunlar yaşamıyoruz anlamak mümkün ...
Dünden itibaren 3 gün sürecek 331 Kısa Dönem Askerlik Sınav Maratonu başladı. Ağustos ayı başlarında aynı stresi ve heyecanı yaşadığımdan benim gibi arkadaşlara nacizâne tavsiyelerde bulunayım dedim:- Sınava giderken yanınızda siyah tükenmez kalem olduğundan emin olun. Etrafınıza fazla kalem vermeyin; zira kaybolursa ortada kalan siz olursunuz. Şanslıysanız orada kalem dağıtılıyor ve dışarıda satılıyor.
- Tuvalet ihtiyaçlarınızı mümkünse dışarıda halledin.
- Saç traşı işini önceden halledin. Bazı sınav merkezlerinde bu konuya taviz verilmiyor; sıranız geçerse sonrasında sıkıntı yaşarsınız.
- İçerideyken size söylenenlere harfiyen uyun ve dikkatli dinleyin. Yanlış doldurulmuş formlar 100 kişilik grubun beklemesine sebep olur; saatlerce içerden çıkamazsınız.
- İçerideyken grubu mutlaka göz hapsinde tutun. Grup bir yere sizsiz gidemeyeceğinden epey küfür yersiniz.
- Sınav maratonunu bitirdikten sonra mümkünse bol bol gezin; moralinizi yükseltecek ne varsa yapın. Buna ihtiyacınız olacak.
- Sınavların açıklanacağı gece için çıkan spekülasyonları dinlemeyin. Sonuçlar senelerdir gece 23:30 - 00:30 arasında açıklanıyor. Bu süreler içerisinde çok fazla trafik olduğundan ASAL'ın ...
Bu yazıda da beni oldukça etkileyen ve şaşırtan Başkasını Seviyorum'dan bahsetmek istiyorum. Kitabın bence en ilginç özelliklerinden biri, modern zamanda geçiyor olması ve zamanımızın eğilimlerinden (trend) söz ediyor olması; daha da önemlisi adı geçen karakterin (Yavuz ERDEN) yaşadıklarının gerçek hayatta varolan şeyleri birebir yansıtıyor oluşuydu.Yavuz'un yaşadıkları kadın-erkek ilişkilerini öyle iyi gözler önüne seriyor ki; Ömer ÖZGÜNER'in gözlem yeteneklerine saygı duymamak mümkün değil. Zira kitabın arkasında da yorum olduğunu tahmin ettiğim bölüm şöyle diyor:
Çağımız erkeğini âdeta "deşifre" eden bu sayfalarda herkes kendinden bir şeyler bulacak. Çünkü günümüz popüler kültürüne, geçen zamana, yıpranan ilişkilere, dinmeyen arzulara ve... her şeye rağmen neden ve nasıl devam ettiğimize dair hınzır mı hınzır bir roman bu...
Gerçekten de öyle! Çocukluktan başlayarak içimde hissettiğim ilk hayal kırıklıklarını, karşı taraftan beklentilerimin bir türlü karşılanamaması ve girdiğim arayışlar sonucunda her seferinde uğradığım hüsranı bu kitapta da bulabilmek yalnız olmadığım duygusuyla serseme çevirdi beni.
Kitaptaki ...
Askerdeyken en çok yaptığınız şey bir şeyler için beklemek ve bunu yaparken de öğrenmeniz gereken en temel şey zamanınızı iyi kullanmak. Kendinize, uğraşmak için mümkünse birden fazla şey bulmalısınız. Spor yapmak, kitap okumak yalnızca bir kaç seçenek.Askere başladığımdan beri yaklaşık 6 kitap okumuşum. Dönüp bakınca ilginç bir Dan Brown saplantım olduğunu farkediyorum:
- Da Vinci Şifresi (Dan BROWN)
- Melekler ve Şeytanlar (Dan BROWN)
- İhanet Noktası (Dan BROWN)
- Uçurtma Avcısı (Halit HÜSEYNİ)
- Başkasını Seviyorum (Ömer ÖZGÜNER)
- Dijital Kale (Dan BROWN) - İngilizce
- Zaman Yolcusunun Karısı (Audrey NIFFENEGGER)
Kitap, 1963'ten başlayarak Afganistan'da gelişen olayların, birlikte büyüyen iki çocuğun hayatlarını ve arkadaşlıklarını nasıl etkilediğini; bu iki insanın ileride kaderlerinin nasıl da birbirlerine karıştığını çok etkileyici bir şekilde ortaya koyuyor. Zaman zaman öyle vurucu bir şekilde ilerliyor ki avuçlarınızı sıkıyor, küfürler ediyorsunuz; hatta zaman zaman ...
Bugün bilgisayarımı kullanma imkanı bulunca bir kaç aydır yapamadığım şeyi, sistemimi güncelleme işine giriştim. Güncellenecek o kadar fazla paket çıktı ki gözüm korkmadı değil: 788 MB.. Üstelik bunlar sadece resmi depolardaki paketler.. Bunun üstüne bir de AUR'dan kurduğum ek paketler de eklenince bu boyut bir hayli artıyor.Paketler indirilirken ben de normal işlerime devam ediyordum ki bilgisayarımda garip bir yavaşlık başladı. Ne olduğunu anlamak için arkaplanda çalışan süreçleri inceledim ama bir anormallik göremedim. Bir süre bilgisayarı başı boş bırakıp geri döndüğümde diskte yer kalmadığını görünce şok oldum. Diskteki hangi dizinlerin ne kadar yer kapladığına bakarken de /var/cache/pacman/ dizininin 13-14 GB yer kapladığını gördüm. Yeni paket güncellemesinden hemen önce pacman'in son sürümünü indirdiğimden bir sorun olduğunu düşünmeye başladım ve IRC'de sorunca teyid etme imkanım oldu.
pacman'in 3.3.1 sürümünde kullanılan libfetch kütüphanesi, internet bağlantısına da bağlı olan bir çok durumda boş veri indirmeye devam ...
10-11 gün sonra raptiye'ye yazı girebilecek vakti bulabileceğimi sanmıyordum ama işte buradayım. Elbette çok fazla şey yazacak değilim ama fırsat bulursam da bir şeyler yazmaya çalışacağım.12 Ağustos Çarşamba günü saat 13:30 sularında İzmir'deki Adnan Menderes Havalimanı'ndaydım. İner inmez meraktaki ailemi arayayım derken farkında olmadan şehir merkezine giden otobüsleri kaçırmışım. :) Saatte bir kalktıklarından 14:00'e kadar Gaziemir'deki Ulaştırma kampına gidecek bir başka arkadaşla (ismini hatırlayamadım) otübüsü beklerken muhabbet etmeye başladık. O gün Konak'taki Pasaport Liman'da Ozan MORA ile yemek yiyip (kumru!) beni Narlıdere'ye götürecek otobüse binmiştim. Nizamiye kapısının önüne geldiğimde önümüzdeki 28 günü bu bol ağaçlı güzel yerde geçirecek olmanın heyecanı ve neyle karşılaşacağımı bilmemenin endişesi vardı içimde.. Tabii ilk güne mahsus olmak üzere işlemlerimin sabah 06:00'ya kadar süreceğini bilmiyordum. :)
İzmir'de söylendiği gibi hava çok sıcak. 30-35'C arasında değişen sıcaklıklarda boğazlı kazak, kar pantalonu ve bot giymenize ...

rss takibi



